HHportal Reklam Vermek İçin: admin@hhportal.com

Etiketlenen üyelerin listesi

+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 ile 15 arası

Konu: Ferhat iLe Şirin'in Aşk Hikayesi..

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    KaRma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Altın Üye
    Üyelik tarihi
    05.11.2005
    Yer
    Yedi TepeLi $ehirden..
    Yaş
    29
    Aldığı Beğeni
    1
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    17.371
    Konular
    3402
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı

    Ferhat iLe Şirin'in Aşk Hikayesi..



    Padisah, kizi Sirin'i çok severdi. Sirin bir kösk istedi babasindan. Kösk tam üç günde bitirildi. "Ama ben saçaklarinda hiç görmedigim kuslarin uçtugu, duvarlarinda hiç bilmedigim gemilerin hiç bilmedigim ülkelere sevinç tasidigi, dört bir yaninda atlarin hiç tanimadigim umut ülkelerine dogru gittigi bir kösk isterdim" dedi Sirin. En güzel resimleri, en güzel islemeleri en güzel renklerle yaratan Ferhat'i sarayin bahçesine yapilan bu yeni köske getirdiler. Ferhat boyalarini açti, her yani resimlerle, islemelerle süslemeye basladi. Dünyamizin basina sarmis bütün olmazliklari, yüregimize nereden geldiyse gelmis bütün yanlislari, kötülükleri yoksayan büyük bir yaratici çabayla ise koyuldu Ferhat. Boyalarla arasinda kesin bir anlasma vardi. Hiçbir seyi umursamaz gibiydi. Oysa, yaptiklarini begendiremezse boynu vurulacakti.

    Yaratanlar
    Bagislayin önce bizi
    Her seyi sizden aldik
    Hiçbir sey veremedik belki size
    Bizim yüzümüzden yalnizliginiz
    Yaratanlar
    Bizi hosgörmeyin ama
    Alin degistirin bizi
    Taslari yontu yapmaya
    Degistirin
    Sabah aksam degistirin içimizi
    Yaratanlar
    Aydinliga çikaran eller kutsal ellerdir
    Siz bastanbasa birer tanrisiniz
    Duyurun her duymazliga sesinizi

    Ferhat bir sabah vakti gene boyalariyla söylesirken, tuttu yemyesil bir yaprak isledi köskün avlusundaki büyük çesmenin tasina. Sonra yapraga dönüp sunlari söyledi:

    Gözlerinin derininde bir sari
    Yaprak gibi sicak yazdan geçecek
    Bekleyecek uzaktan ilk rüzgâri
    Ilk sallantida yerlere düsecek
    Ilk yagmurda islanacak saçlari
    Ilk selin akisina takilip gidecek
    Bir ovada karsilayacak kari
    Ilk ayazda yüregi titreyecek
    Iz kalmayacak ondan baharlara
    Çürüdügünde yesiller çikacak
    Artik ben yokum dedigi gün
    Topraktan papatyalar fiskiracak
    Bir yokta geçirecek uzun yazi
    Sonbahari hele hiç duymayacak
    Kimse gelmekte olan soguklari
    Onu bulup da ondan sormayacak

    Daha sonra o yapragin yanina özgürlük kirmizisi bir sandal çizdi. Kumluga mor rüzgârlar getirdi. Dalgalar kiyiyi tutunca sunlari söyledi:

    Tutkularla açilir misin sandal
    Eski mavi büyük denizlere
    Gider misin isiklarin ardindan
    Günesin kuskusuz battigi yere
    Orada görülmedik umutlar bulur
    Alir getirir misin kiyilarimiza
    Büyük sevinç çigliklari tasir misin
    Kara ve sessiz yalnizligimiza
    O deniz tarlalarinda belki çiçekler
    YesiI uzakliklara serer bakisini
    Belki onlar bizden iyi bilirler
    Umudun gizlisini askin saklanmisini
    Gider getirir misin güzeI sandal
    Bize acilarda yok olmayani
    Büyüyüp büyüyüp de kuslar gibi
    Gün geIip alnindan vurulmayani

    Daha sonra da bu apaydinlik kiyiya bir atli getirdi daglardan. Atliya bakip sunlari söyledi:

    Taraninca sabahlarin saçIari
    Senin adin umut diye biri mi
    Bir daha geçmez misin geçtigini
    Yakilinca küI vermeyen serüven
    Senin adin bir atli mi daglardan
    Baskaldirmis yoklugunun adina
    Varinca atli olmanin tadina
    Senin için gitmelerin sehri mi
    Senin karli daglarin var mi kistan
    Sunulacak umudun var mi yaza
    Yoksa aksamüstünde kendini
    Birakacak misin renksiz beyaza
    Atini basibos sürüp tarlaya
    Topla diyecek misin yalnizligi
    Özgürlügü ayri ayri kapilarda tutarken
    Varligin ve yoklugun uymazligi
    Yaratanlar
    Her umudu bir kesinlik bildiniz
    Sizden önce umut yoktu dünyamizda
    Dünyamiza umudu siz getirdiniz
    Sonu hiç gelmeyecek bir sarkida
    Siz islediniz dogaya inanci
    Kendinizden kendinizi yaratmayi bildiniz
    Her sey bitmis sanilan yerde bile
    Yeni yontular kurdunuz kayalardan
    Asilmazliklar gibi dikili daglardan
    Siz asmayi bildiniz geçitleri
    Siz bize kendimizi gösterdiniz
    Siz bozdunuz dogada sessizligi
    Yerine sonsuzlugu getirdiniz

    Ferhat o sabah yapragi, sandali ve atliyi çizerken, Sirin bir kösede gizlice onu gözetliyordu. Bakti ki, düsledigi güzelliklerden de büyük güzellikler Ferhat'in çizdigi, boyadigi resimlerdedir. Usulca onun yanina yaklasti ve dedi ki:

    Bu kadar güzelligi kaldiramaz
    Daha güzellersen yikilir duvarlar
    Böylesine eksiksiz bir türküyü
    Duyanlar dinlemeye dayanamaz
    Biraz çirkinlik kat yaptigina
    O güzel çocuk yüzlerini sil biraz
    O bembeyaz yeleli atlari karala
    Yerlerine yalnizlik çiz biraz
    Iyiden dogrudan ve güzelden
    Birini görmezden gel hiç degilse
    Boyadigin çiçeklerden birinin
    Hiç degilse bir yapragini kopar
    Bir yerinde aksasin bu sonsuzluk
    Yoksa yüregimiz dayanmayacak
    Hem bizim eksikli varligimiz
    Senin eksiksizligini zor anlayacak
    Sonra aklindan sökemezse seni
    Ya bir çilgin olup çikarsa Sirin
    Sonunda bir yalnizliga düserse
    Sonsuzlugunla ödeyebilir misin

    Ferhat, Sirin'i görünce vuruldu. Ne gördügü, ne duydugu, ne yarattigi güzellikler içinde böylesine yüce bir güzellige raslamisti. Dedi ki Sirin'e:

    Boyalarla isledigim duvarlarda
    Hiçbir güzellik ulasamaz sana
    Ben ne kadar benzetmek istesem
    Hiçbir rüzgâr benzeyemez saçlarina
    Güzelligini asacak qüzellik yoktur
    Onu ben istesem de yaratamam
    Senin güzelligini gördükten sonra
    Artik ben boyalara dokunamam
    Ben ki hep bir asmaya inanmistim
    Ama senin varligini asamam
    Gözlerinde parlayan yücelige
    Yaklasmak istesem de yaklasamam
    Eksiksizi ben sende gördüm ancak
    Bundan sonra eksiksizi yaratmayi umamam
    Ilk yenilgim en yüce yenilgimdir
    Artik Ferhat'in isi tamam
    Neden bunca güzelligin vardi da
    Yeni güzellikler özledin bos yere
    Neden böyle bir vurusta yok ettin
    Yoksa düsmanligin mi vardi bana
    Sirin karsi durdu Ferhat'in sözlerine. Dedi ki:
    Sen ki hep bir sonsuzun umudusun
    Nasil durur kalirsin yeniden dogmalara
    Sen ki hep bir bitmezin sarkisisin
    Nasil boyun egersin çaresiz kalmalara
    Biz hepimiz bir tutkuya yaratildik
    Dogduk koyu ve yogun yalnizliktan
    Biz ki durak bilmeyen yolculariz
    Nasil eksildik deriz zor yollardan
    Artik yüklendik ya yaratmayi
    Bütün güzellikler bizden sorulacak
    Iyiyi ve dogruyu yüklendik ya
    Düsüncemiz her zaman sonsuzu arayacak
    Bütün yarattigini sil istersen
    Istersen yeniden koyul yaratmalara
    Kendini azalmayacak bir tutku say istersen
    Yürü bizi bekleyen zamanlara
    GüzelIigimi asmani isterim
    Yalniz kalmak istemem ben dogada
    Kendimi yarattiklarinla anlayayim
    Daha yüce güzellikler ver bana

    Ferhat da, her yaratan gibi, yaratmayi istemese de yaratacakti. Sirin ona yepyeni güzellikleri duyurdu. Ferhat yepyeni güzelliklere dogru yürüdü. Sirin'in köskü, artik, bir güzellikler cennetiydi. Çok zaman Ferhat da Sirin de her gün biraz daha büyüyen güzellikler karsisinda saskinliga düsüyorlardi. Güzelligin kaynagi simdi artik yalnizca Ferhat degildi. "Sende buldugum güzellikleri çiziyorum durmadan" derdi Ferhat. Gün geldi, köskün islenmedik yeri kalmadi. Padisah, yaptiklarina karsilik Ferhat'a bir torba altin verdi. Ferhat torbayi köskün bir kösesine birakarak çikti gitti. Giderken son bir bakisla bakti Sirin'e. Padisah olanlari anladi, anlamazdan geldi. Onlarin birbirlerine zorunlu olduklarini anlayamazdi elbet. Ne de olsa padisahti. Yaratmakla yönetmek anlamaz birbirini.

    Günlerden bir gün Sirin, Ferhat'a bir mektup yolladi. Mektubu götürecek ikiyüzlü, onu önce Padisah'a verdi. Padisah mektuptan hiçbir sey anlamadigi için ikiyüzlüye "götür ver bakalim altindan ne çikacak" dedi. Mektupta sunlar yaziliydi:

    Yeraltindan çikar gibi maden
    Oydukça yalnizlik çikarilir
    Aradigin geçmis günler içinde
    Yalnizligin bir karsiligi vardir
    Geçmeye çalistigin geçitlerde
    Koca sehirler boyunca yilginlik
    Durup durup sessizlige uzanir
    Bulut tutar gibi tutar gökleri
    Oyarcasina bir duyarligi
    Öyle basip geçmisler ki adim adim
    Yüregin islek bir kaldirim
    Korundugun bütün zor zamanlarda
    Öyle yürümüsler ki her yanindan
    Yikim bile degil kalan geriye
    Yeraltindan çikar gibi maden
    Ölümleri oymuslar yüregine

    Ikiyüzlü, Ferhat'tan da Sirin'e bir mektup getirdi. Ama önce Padisah'a okuttu mektubu gene. Padisah bu mektuptan da bir sey anlamadi. "Götür mektubu ver Sirin'e, bakalim ne yapacak" dedi. Mektupta sunlar yaziliydi:

    Adim adim eskiyerek bir gün
    Bakarlar ki yirtilmis torba
    Saman gibi dagilir ortaliga
    Umut bilip ömrünce götürdügün
    Yeni bir göz gibidir karanliga
    Yikimini ilk gören her duyarlik
    Bir ada gibi çizer durusunu
    Her yaninda denizden bir yalnizlik
    Yüregindeki kus vurulur alnindan
    Bos kanatIariyla iner yere
    Umutlari kapanir göklerine
    Zaman denen sesler duyulmaz olur
    Yavas yavas çekilerek bir gün
    Bakarlar ki çöl basmis denizi
    Artik onu aramayin gemiler
    Onun için sular çoktan bitti

    Yazdi. Sehir susuzluktan yaniyordu. Her yerde su ariyorlardi. Sarayda bir yudum su kalmayinca Padisah da arayicilara katildi. En önde Müneccimbasi büyülü sarkaciyla yürüyor, onu Padisah, vezirler ve halk izliyordu. Aksama kadar yürüdüler. Günes batarken, aralarindan ayrilip sehrin güneyindeki dagi asmis olan bes kisinin dorukta el salladiklarini gördüler. Biraz sonra o bes kisi etege indi ve dagin öbür eteginde çoskun bir suyun sel gibi aktigini bildirdi. Müneccimbasi sarkacini o yöne dogru döndürerek bir seyler mirildandi ama, söyledikleri sevinç çigliklari arasinda yok oldu. Ancak, mühendisler Padisah'a bildirdiler ki, o su dag delinmeden sehre getirilemez. Ertesi gün bütün halk dagi delmeye koyuldu. Gelgelelim, kayalar kazmalara geçit vermiyordu. Susuzluk son duragina geldiginde, Padisah, dagi iki günde delebilene istedigini verecegini bildirdi. Çigirtkanlar haberi yaydilar. Bir ögle üstü Ferhat, Padisah'in karsisina geldi. Ferhat, Padisah'a dedi ki:

    Kazmalar kürekler yetmez dagi delmeye
    Yüreginden vermedin mi dag susar
    Dagi delen deldigi dagdan güçlü gerek
    Yoksa hiç bir susuzluga geçit vermez kayalar
    Ne istemek ne bilmek yetmez dagi delmeye
    Sen asmayi bilmedin mi dag susar
    Su oralarda akar biz burada yanariz
    Dalarak pinarlarin eksilmez düslerine
    Dag ne bilecek kendinden vermeyi
    Kayalar susuzlugu ne anlamis
    Yasamayi bilmeyen bilmez ki yasatmayi
    Dag bitmez bir sessizliktir yokluguna inanmis
    Yürek direnmeyi bilse çoktan delinmisti dag
    Çoktan yenik düsmüstü varliginda kayalar
    Simdi o kuru çayda sular oynasiyordu
    Simdi kiskanç bir çöle benzemezdi sokaklar
    Bu dagi tek basima delecegim
    Basegmeyi bilmeyen yüregimle
    Bütün susuzlara haber salinsin
    Yarin suyu getirecegim sehre

    Ferhat'i dinleyen Padisah'in sevinçle söyledikleri:

    Bilsin günes
    Bir karanliktan sonra güne açilani
    Yikasin yagmur
    Yanmalardan sonra kül baglayani
    Anlasin dereler sularini
    Bütün kuslarina saysin gökler
    Renklerini tanisin çiçekler
    Basaklar kavrasin tarlalarini
    Nasil Ferhat daglari anlamissa
    Daglar bütün geçmezlige bitmisse
    Giyinsin umudunu bütün sular
    Dahu uzaklara sersin uzaklarini
    Nasil daglar tutamazsa sulari
    Nasil deniz yok etmezse gidisleri
    Her kopan kayada parlayan alinteri
    Silsin bütün ölüm korkularini
    Duysun bütün sabahlar
    Geceden umut diye gündüze baglanani
    Görsün bütün kayalar
    Sarsilmazliginda bitimsiz durani
    Kullanilmis umutlari çikarip atin
    Varacaginiz yerlere vardinizsa
    Anilara hiçbir sey saklamayin
    Eger insan gibi yasadinizsa
    Eski sular düslerini birakin
    Daglarin ardinda yeni sular var
    Yeni sabahlarda delin daglari
    Susuzluktan suya çikin birdenbire
    Yoksa düsler birden çoraklasirsa
    Insan hiç anlamadan yalniz kalir
    Kullanilmis umutlari çikarip atin
    Yorgun umut ani olup kalmadan
    Gökler kadar özgür olacaksiniz
    Kendinizi yikayin anilardan

    Sabah olmadan daha, Ferhat kazmasini omuzlayip dagin etegine geldi. Basladi dagi delmeye. Her vurusta adam büyüklügünde kayalar kopariyordu. Ögleye dogru Padisah, yaninda Sirin ve adamlariyla dagin etegine geldi. Bakti ki Ferhat dagin yarisini delmis. Ferhat gelenlerin yaninda Sirin'i görünce sarsildi. Sirin bir ara onun yanina gelerek kimseye sezdirmeden bir mektup birakti avucunun içine. Ferhat, ancak Padisah, Sirin ve vezirler döndükten sonra mektubu açip okuyabildi. Okur okumaz, oldugu yere yigilip kaldi. Bir ara toparlandi, sirtini bir kayaya dayadi. Içinden, dagi da Sirin'i de birakip, uzak, çok uzak yerlere gitmek geldi. Ancak, koca bir sehrin umudu olmusken, dagi delmeden bir yere gidemeyecegini düsündü. Yeniden kazmasini aldi eline.

    Sirin, mektubunda, önce, babasinin sehre gelecek suyla birlikte dügün dernek kurarak kendisini vezirin ogluna verecegini, bunun kendisi için ölüm demek olacagini, Ferhat'siz bir Sirin düsünemedigini, tam bir açmazda oldugunu bildiriyor, sonra sunlari söylüyordu:

    Birden yasadigim her seyi ölmek
    Her seyi yeniden yasamak istiyorum
    Birden hiçbir seyi duymak istemiyorum
    Bitmis bir sarki gibi seziyorum kendimi
    Yikilsin istemiyorum artik duymazliginda daglar
    Baksin istemiyorum artik gözlerimi
    Belki bütün bir evrenin güneslerini
    Belki ilk olarak isiktan saymiyorum
    Birdenbire sönecegini bilmezdim umudun
    Sevincin böyle çabucak ölecegini bilmezdim
    Böyle bir açmaza demir atmak nerelerden
    Nasil da birdenbire gelip buldu beni
    Yeniden duymak istemiyorum yasarligimi
    Hiç degilse bir gün ölmek bir tek gün
    Ey bana kendini bir gün çok gören ölüm
    Bir anlasan nasil çok seviyorum seni

    Ferhat, Sirin'in mektubundan yüklendigi aciyIa bir türkü söyledi. Türküyü, arkasinda sessizce duran Siriii in dinledigini bilmiyordu. Dedi ki türküde:

    Sonsuz tutkulnrda asar bosluklari
    Iner bir papatya sarisinda güzellenir
    Günesin ilkbakislari vurunca
    Gözlerin dinmezlikleri ummayan bir denizdir.

    Yillari yürümüs isiklar gibi uzaylardan
    Gelir dönülmezligin çizdigi yeryüzüne
    Mavisi sessizlikte çogalan gözlerindir
    Akisini duyurur bitimsiz dogalardan

    Sürer bir yasarlikta kesiksiz inanmayi
    Dönmez çoktan eskimis geçkin uçarliklara
    Yasamaktan bildigi uzun bir dinmezliktir
    Umutlanmaz korkak yalnizliklara

    Istesen de istemesen de anlamaz durmayi
    Der ki -adim zamanlardir bitmisliklerde kalmam
    Bir kere sana biçmis ya kendini tamam
    Hiçbir sey ögretemez ona sensiz olmayi



    Sehir sudan umudunu kesmisti. Sessizce ölümünü bekliyordu. Kimsenin dagin ardina gidecek gücü yoktu su içmek için. Gitmeye kalkanlar baygin yigildilar dagin yamacina. Simdi kayu bir sessizlik yalnizca Ferhat'in kazmalariyla yirtiliyordu. Ferhat, üzgün, Sirin'in mektubuna karsilik olan türküyü söyledigi zaman arkasinda Sirin'in bulundugunu bilmiyordu. Biraz sonra bir hisirti oldu, Ferhat arkasina bakti, Sirin'i gördü. Kucaklastilar. Sirin, saraya dönerlerken, bir yolunu bulup babasinin yanindan ayrilmis, kosa kosa Ferhat'in yanina dönmüstü. Susuzluktan kuruyan gözleri, dudaklari, artik son gücünü harcadigini gösteriyordu. Uzun zaman birbirlerinden ayrilmadilar. Sonra baktilar ki günes batmaktadir ve su gecikirse sehir kirilacaktir, birlikte çalismaya koyuldular. Ferhat kazmasiyla kocaman kayalari kopariyor, Sirin de kendisinden umulmayacak bir güçle bu kayalari açilan tünelin disina çikariyordu. Sehir büyük bir sessizlik içinde yavas yavas erimekteydi. Ferhat gittikçe koyulan sessizligi duydukça kazmasini daha büyük bir hinçla salliyor, günes batmadan önce dagin ardindaki gür suyu sehre akitmak istiyordu. Açilan tünelin bir ucunda isiklar kirmizilasmaya, tünelin içini karanliga gögüs geren koyu bir pembelik sarmaya basladigi sirada, güçlü bir kazma vurusuyla düsen bir kayanin yerine dolan mor isiklar bu büyük çabanin sonunu müjdelediler. Ferhat daha sonra suyla tünel arasina büyük bir ark açti, suyun akis yönünü degistirdi. Biraz sonra sehirden gelen çigliklar, ölüm saçan susuzlugun sonunu bildiriyordu. Ferhat ve Sirin, bir agacin gövdesine sirtlarini dayadilar, düsünceye daldilar. Gittikçe artan uzak çigliklar arasinda aksam pembeden koyu maviye dogru degiserek ilerliyordu. Bu güzel bitisin kendilerinin sonu olacagini bilerek susuyorlardi. Uzun uzun sustular. Sonra artik günün son isiklari da uyumaya gidince, yavasça yerlerinden dogruldular. O sirada ne Ferhat, Sirin'in güzünden akan bir damla yasi ne Sirin, Ferhat'in gözünden akan bir damla yasi görebildi.Ferhat, Sirin'e dedi ki:

    Varligin varligima karisacak
    Umut yorulmaz bir atli gibi çikti geliyor
    Dünyamizda gözlerinin vazgeçilmez mavisi kurulacak
    Bunu hayir diyenler de biliyor
    Ölümlerden ölümsüzlük devsirenlerde
    Eski bir kolayliktir kendinden utanmak
    Çok eski bir zorluktur seni sevmek
    Bulutlarin yagmurlardan koparildigi yerde
    Inançlarin durup kaldigi günde
    Her direnç bizim için sonsuza açiliyor
    Çöllerden daha kuru ve bitkin bekleyislerde
    Her umutsuzluktan sonra sular basliyor
    Sen yasamsin bir yandan olmaza degisirsin
    Yikarsin bütün umudu geçilmez daglarinda
    Bir yandan bize bütün maviyi getirirsin
    Ölmezligi gök bilen kuslarin kanadinda
    Umut olmazliklari bilmeyen ülkedir
    Hiç durmndan seni bana ulastiran
    Yalnizlik bir korkudur dönüp dönüp
    Gelip gene kendisine baslayan



    Sirin, Ferhat'a su karsiligi verdi:
    Deniz susayinca gök
    Bir yagmur deniziydi çilginlasan
    Sanilirdi ki bir gün saçlarindan
    Umulmadik denizler gelecek
    Yasar gibi mavisinde bir çiçek
    Bir kus bir ince uçusu söyler gibi
    Bir böcek bir ilk yazi anar gibi
    Her yoklukta varligin bilinecek
    Gün bitince pembeliginde aksam
    Bir yeni gün umuduydu bekleyisle
    Durmak bilmez yolcuydu
    Daha yolcu olurdu hergidisle
    Duyar gibi dönmezligi bir akis
    Karanligi bilmez gibi sabahlar
    Saatlar bir inanca kosar gibi
    Her bakisa gözlerini getirecek
    Deniz baslayinca gök
    Bir sonsuzluktu sulara karisan
    Bir günessin güne dogdugun yerde
    Kovulmaktan yorgun yolcudur aksam

    Ferhat ve Sirin dagdan sehre indiler. Suya kanmis bir kalabalik her yanda sevinç gösterilerinde bulundu onlara. Ferhat da, Sirin de, suya kavusan kalabaligin övgülerinden kurtulabilmek için kosarcasina saraya girdiler. Padisah ve adamlari Ferhat'i bekliyordu. Padisah, Ferhat'la Sirin'i bir arada görünce öfkelendi ama bir sey demedi. Ferhat'i yanina çagirdi. Bir torba altin uzatti ona. Ayrica,"dile benden ne dilersen" dedi. Ferhat, Padisah'a , altin istemedigini, yalnizca ve yalnizca Sirin'i istedigini söyledi. "Bir dag delicinin Sirin'i istemesi büyük saygisizlik" diye bagirdi Padisah. Adamlarina bagirdi: "Götürün bu dag deliciyi zindana atin, akillanana kadar kalsin orada." Ferhat yorgundu, zindana girer girmez uykuya daldi. Zindancilardan biri, gün dogarken bir mektup uzatti gizlice Ferhat'a. Mektup Sirin'dendi. Diyordu ki Sirin:

    Seninle bir dönülmeze inanan
    Her zaman seninle bir Sirin var
    Sen git senin pesinden gelecegim
    Bizi kolay ayiramaz korkular
    Satir satir yazilsa da duygulardan
    Ölümlere yokluklara agitlar
    Unutulmus serüvenler kadar sönük
    Bir gitme umudu sana yeter
    Yüreginin derininde kosup duran
    Çocuklar kadar korkusuz tutkular
    Anlatir her uzaktan geçene
    Daglarin ardinda gür sular var
    Ögrenecegin hiçbir sey kalmadi
    Yalnizliklardan ve suçlu yasaklardan
    Büyütecegin umutlar yok
    Umut çoktan çekildi bu saraydan
    Bir gitme tutkusu sana yeter
    Gitmesen de sen yolcusun burada
    Için bilinmedik daglara dogru kossun
    Gözlerin gün boyu gezinsin ufuklarda

    Bir gün sonra, gene gün dogarken Ferhat'a Sirin den bir mektup daha getirdiler. Diyordu ki Sirin:

    Yasamak güvenemeden
    Direnemeden tutulamadan
    Harman yerlerinde savrulamadan
    Uzun bir boslukta gelip gitmek
    Bir aksam bir bulutu özleyemeden
    Bir ilkyaz yagmurunu isteyemeden
    Kilicinin ucuna gelen sevinci
    Çekip bir yalnizliga isleyemeden

    Birgecenin düslerde uzayan yerinde
    Kalmak bir yarina dogmayi bilemeden
    Bekleyip en uzun yollardan özlemlerle
    Bir tutku gibi çikip gelemeden
    Yasamak dalgasiz sular gibi
    Rüzgârsiz yelkenler gidissiz yollar gibi
    Çekilmek kurumus saksilar gibi
    Pencere içlerinden kapi önlerinden
    Yasamak bitmislikte uykular kadar
    Büyüyüp kirgin kaygilar örnegi
    Bir uzaga çekilip daglar gibi
    Yükseklerin sarkisini söyleyemeden

    Ondan bir gün sonra, gene gün dogarken, bir mektup daha geldi Sirin den Ferhat'a. Diyordu ki Sirin:

    Günler birer bekleyistir geçilir
    Inancinda getirmez bir korkuyu
    Koca sehir sana çok görse de
    Asilmaz daglardan tasidigin umudu
    Sana zaman bir sarkidir söylenir
    Der ki çiglikliirdan yorgunsan eger
    Umut gemileri batmadan daha
    Kendini baska bir mavilige ver
    Baska bir rüzgârda yürü tutkuyu
    Bir gün sevince varmayi birakma
    Tut ki boydanboya çöktü sevgiler
    Soracagin ne kaldi yalnizliga
    Bilirsin ki distan yikamazlarsa
    Gelir içten alirlar kaleleri
    Kavgada yere sermezler de
    Kavgasiz birakirlar önce seni
    Unutur musun bir gün
    Seni sessizce arkadan vurani
    Yazik sana çok gördüler
    Kavgada verecegin bir avuç kani

    Sirin'in Ferhat'a gizlice mektup yolladigini duyan Padisah kizini yanina çagirtti ve "üç gün içinde dügünün olacak, bilesin" dedi. Sirin, babasina, Ferhat'dan baskasini istemedigini, baskasina vermeye kalkarsa kendini öldürecegini kesinlikle bildirdi. Padisah, Sirin'in bu sözleri üstüne iyice öfkelendi, Adamlarina buyurdu: "O Ferhat denen dag deliciyi çikarin zindandan, söyleyin ona, hemen bu sehirden çekip gitsin. Yoksa boynunu vurdururum." Sirin babasinin yanindan çiktiginda yikilmis gibiydi. Gene de umutluydu. Zindanin kapisina kostu. Adamlar Ferhat'i çikariyorlardi. Sirin, Ferhat'a "daglarda bekle beni" diyebildi. Hemen Ferhat'i uzaklastirdilar, götürüp sehrin kiyisina biraktilar. Ferhat su getirmek için oydugu daga çikti. Bir magara oydu kendine. Orada yalnizca acilarini ve umudunu yasamaya koyuldu. Dügün baslamak üzereydi. Ertesi gün çalgilar çalinacakti. Vezirin oglu tras olmus, yenilerini giymisti. Sarayda basdöndürücü bir gidis gelis göze çarpiyordu. Kadinlar Sirin'i kandirmaya çalisiyorlardi uzun uzun. Sözü biri aliyor, öbürü birakiyordu. Sirin susuyordu. Bir firtina öncesinin sessizligi gibiydi. Üstünde ne yapacagini bilenlerin dinginligi vardi. Su sasirtan ve korkutan dinginlik, aksama dogru kesin bir sevince birakmisti yerini. Son dakikaya kadar Ferhat'a kavusmayi deneyecek, kavusamazsa odasinin penceresinden usulca asagiya birakacakti kendini. Yasamakla da, ölmekle de Ferhat'in olabilecegine inaniyordu. Gülüyor, sarkilar söylüyordu. Aksam geceye dogru degisirken, sarayin kapisini bekleyen bekçinin yanina gitti. Ondan kendisini kapidan birakmasini istedi. Sirin, sarayin kapisindaki bekçiye dedi ki:

    Gün dogdu umut kirildi
    Birak beni gideyim
    Dünyam bütün karardi
    Birak beni gideyim
    Ben topraktan ayrilamaz bir suyum
    Denizlerini özleyen gemiyim
    UçusIara susadi kanatlarim
    Birak beni gideyim

    Çekildi özsularim dallarimda
    Onmaz bir durgunlugum yalnizlikta
    Her geçen gün biraz daha geceyim
    Birak beni gideyim
    Tutkuyu tutma kapilarda
    Nilüferler bogulmadan sularda
    Acilar onu yikmadan daglarda
    Birak beni gideyim
    Nasil olsa yolum çizili benim
    Ben ya Ferhat demisim ya da ölüm
    Ey benim yoldasim urnut gözlüin
    Birak beni gideyim

    Bekçi sessizce açti kapiyi, tek söz söylemeden. Sirin gecenin karanliginda usulca süzüldü disariya. Karanligi boydanboya kosuyordu. Ferhat'i bulmak için sabahi beklemeliydi. Bir agacin dibine çöktü, beklemeye basladi. Gece bitmek bilmeyen bir agirlik gibi uzadikça uzuyordu. Sirin, uyanik, düs gördü sabaha kadar. Bu düslerin her birinde, kendisini çogaltan, yücelten, kendisinin çogalttigi, yücelttigi Ferhat vardi. Sabahi anlatan ilk isiklar Dogu'da kipirdanmaya baslayinca, Sirin, "ölüme de, yasamaya da benzer bir gün doguyor" dedi. Gün dogudan ilerledi, Sirin'in ayaklarina kadar geldi ilk isiklariyla. Sirin daga dogru yürümeye basladi. Dag onu yokusunda engelleyecek yerde, onun yürüyüsüne yürüyüs, gücüne güç katiyordu. Uçuyordu sanki dagin yükseklerine. Ferhat'in magarasinin dorukta olduguna inaniyordu. Doruga yaklasinca "Ferhat" diye seslendi. Sirin'i özlemle kucaklayan Ferhat ona sunlari söyledi:

    Umutlarin dogdugu yerde geldin
    Günesle birlikte dogdun sabaha
    Madem ki böylesine güzelliksin
    Bir dag çiçegi taksan saçlarina
    Sarsilmazliginda bir kalesin
    Dünyada hiçbir ordu yikamaz burçlarini
    Kiyilari çok uzak bir denizsin
    Benim diyen geiniler geçemez daglarini

    Gülünç ettik ya ölümü ona bak
    Yasarligi en kesin belirleyebildik ya
    Artik ölüm her yerde utanacak
    Ferhat ile Sirin'e göz koymakla

    Kucaginda ölüme ölüm demem
    Umudunda yok olmalar bir hiçtir
    Gökleri mavisinden koparmak isteyene
    Artik ölüm bir çikar yol degildir

    Ölmezligi bulduk ya sonunda
    Varligimizla yarattik sonsuzu
    Haydi kalk uzaklara gidelim
    Ölüm sonsuza bölmeden umudumuzu
    Sirin'in Ferhat'a söyledikleri:
    Ölümler kolay sandi sevinçleri
    Bire ona yüze bölerim sandi
    Duyuyorum en güzel sabahimda
    Ölüm bos yere yokluga inandi
    Ölümler kolay sandi bitisleri
    Bir kiliçta sonsuza yikacakti
    Biliyorum en güzel inancimla
    Ölüm kendine yok yere inandi
    Ölüm her günkü gücüne yanildi
    O sandi ki dur dese duracaktik
    Ölüm belki de bizi çocuk sandi
    Onu görür görmez aglayacaktik
    Bir korkuyu sunacakti da bize
    Korkuda çöller gibi yanacaktik
    O sandi ki o bize inanmazsa
    Biz ona çaresiz inanacaktik
    Ölümler kolay sandi sevinçleri
    Bire ona yüze bölerim sandi
    Biz bir olmus iki ayni inançtik
    Ölüm eksikliginde kalakaldi

    Yaratanlar
    Birer sonsuzluksunuz
    Olmazi yoksadiniz bir evrende
    Ölüm alsa neyi alacak sizden
    Ölüm verse ne verecektir size
    Siz her açmaza birer umutsunuz
    Ölümünüzde suçumuz büyüktür
    Yasarken aci çektiniz
    Ondan da biz suçluyuz
    Neyleyelim siz sonsuz büyüktünüz
    Biz pek ayak uyduramadik size
    Bizi size birakmadi korkumuz
    Uyamadik büyüklügünüze
    Siz birer tanrisiniz

    Ferhat ile Sirin dagi asip bilinmedik uzaklara dogru yürümeye basladilar. Oysa büyük bir kalabalik peslerindeydi. Onlar su baslarinda dura dura, çiçek toplaya toplaya ilerliyorlardi. Kalabalik, kizgin bir çabayla kosturuyordu. Basta büyülü sarkaciyla Müneccimbasi, onun yaninda Padisah, arkalarinda vezirler ve damat, daha arkada da cellatlar vardi. Bir su basinda yakaladilar Ferhat ile Sirin'i. Önce Ferhat'i Sirin den ayirmaya çalistilar. Ayiramadilar. O zaman cellatlardan biri Ferhat'in sirtina bir biçak sapladi. Ferhat, Sirin'le birlikte yere yikildi. Sirin'i götürmeye gelen Padisah kizinin üstüne egildi. "Kalk artik, bu is bitti, gidiyoruz" dedi. Bir de bakti ki, Sirin de Ferhat'la birlikte gitmistir. Padisah yanmasina yandi ama, ölümlerin ardindan yanmak dayanmak midir? Simdi yüzyillarin basip geçtigi bu uzak ülkede Ferhat ile Sirin her olmaza baskaldiran birer umut olarak masallarda, türkülerde, sevinçlerde, tutkularda, inaçlarda yasarlar. Kime sorsaniz, Ferhat ile Sirin'in öldügünü söyleyemez. Ölümün el uzatamadigi yerdedir onlar, onlar ölümsüzlügün kendisidir. Yasarken dirençtiler, yasarliklari bitince ölümsüz oldular. Ölüm bir yoketme tanrisi olmayi onlarla birlikte elden kaçirdi. Ferhat ile Sirin'den beri ölüm, yalnizca yasamayanlari alip gidiyor. Bir direnci, bir güzelligi, bir inanci yaratmislar için ölüm, o günden beri çaresiz bir gülünçlüktür

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    KnowN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BiR uMuTTuR YaŞaMaK !
    Üyelik tarihi
    06.01.2007
    Yer
    SoNuNDa 'EyvaH' DiyeCeĞiM ŞeyLeRe, BaŞıNDa 'EyvaLLaH' DeMeM, PiŞMaN OLuRuM FaKaT PiŞMaN ÖLMeM !!
    Yaş
    30
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    29.841
    Konular
    5782
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Ferhat ile Sirin'den beri ölüm, yalnizca yasamayanlari alip gidiyor. Bir direnci, bir güzelligi, bir inanci yaratmislar için ölüm, o günden beri çaresiz bir gülünçlüktür

    Vay ßE süper dai emegine saGLik teşekkürler

    hepsini okudum...


    DuRaKSız ANıLaRıM GözLeRiMDe BiR SeNaRyo KaRaNLıĞa BaTMıŞıM Ki GeRiDe KaLaNLaR BiR Mazi..

    BeNiM iSTeDiĞiMi ALLaH iSTeMiyoRSa KoNu KaPaNMıŞTıR.!

    BeNi SaDeCe ALLaH YaRGıLayaBiLiR.!




  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    JustBedr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    11.04.2007
    Yer
    Love Maybe One Day..!
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    3.366
    Konular
    238
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Wayy ße A$k'a Bak ......

    Eline SaqLIk Özcan.....!

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    jeepers - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    21.04.2007
    Yaş
    27
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    179
    Konular
    9
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Çok güzelmiş. Ellerine sağlık.

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    __ela__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    şizoҒгєη сαdı
    Üyelik tarihi
    01.04.2007
    Yer
    GüLDürenLerin AğLatıLdığı yeRDeNnn!!!
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    2.884
    Konular
    36
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    vay be ben hiç böle bilmiyordum eline sağlık...

  6. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    bLue__qirL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banned
    Üyelik tarihi
    31.12.2006
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    8.239
    Konular
    478
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    okumayı isterdim ama çok uzun:D okuyanlardan biri bana anlatıversin

  7. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    KaRma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Altın Üye
    Üyelik tarihi
    05.11.2005
    Yer
    Yedi TepeLi $ehirden..
    Yaş
    29
    Aldığı Beğeni
    1
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    17.371
    Konular
    3402
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Alıntı bLue__qirL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    okumayı isterdim ama çok uzun:D okuyanlardan biri bana anlatıversin
    ßağdat Caddesineki Starbucks cafeden Bostancı sahildeki kız arkadaşına sms atanLarın aşkından değiL yani bu kadar özet yeter =)

  8. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    bLue__qirL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banned
    Üyelik tarihi
    31.12.2006
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    8.239
    Konular
    478
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    o kadarını bliyorum ben bu hikayeyi merk etmiştim..

  9. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    нешет - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ву.иєѕєт
    Üyelik tarihi
    04.09.2007
    Yer
    Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
    Yaş
    26
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    2.706
    Konular
    122
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    teşekkürler KaRma..

  10. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    sonsuzluğa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Yer
    Ayağın taşa mı çarptı, dön kalbine bak. ETTİN Mİ BULUYORSUN. KAÇARI YOK. ;)
    Aldığı Beğeni
    219
    Beğendikleri
    139
    Mesajlar
    26.901
    Konular
    2213
    Ettiği Teşekkür
    61
    49 mesaja 78 teşekkür aldı
    mükemmel bir edebiyat, mükemmel bir anlatım. bu devirde bu aşkların %1 ini yaşamak mümkün mü acaba? hiç sanmıyorum.

    ve ölüm sonsuz yaşamın bir başlangıcıdır aslında. bunu farkedebilmek önemli.

    paylaştığın için sağol karma.

  11. #11
    Durum:
    Çevrimdışı
    KaRma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Altın Üye
    Üyelik tarihi
    05.11.2005
    Yer
    Yedi TepeLi $ehirden..
    Yaş
    29
    Aldığı Beğeni
    1
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    17.371
    Konular
    3402
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Alıntı bLue__qirL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    o kadarını bliyorum ben bu hikayeyi merk etmiştim..
    Ben o kadarınıda biLdiğini sanmıyorum =)

  12. #12
    Durum:
    Çevrimdışı
    ikRa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banned
    Üyelik tarihi
    29.08.2006
    Yer
    Küfür Tek Millettir..!
    Yaş
    33
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    4.011
    Konular
    162
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Kurduğu her iLişkide dostLuk dahiL
    Çıkardan başka duygu tanımayanLarın neyine böyLe bir sevgi
    Herkes biLdiği kadar yaşayacak hayatı ve uzman oLduğu tarzda
    Özenirsin ancak yaşayamazsın (:

  13. #13
    Durum:
    Çevrimdışı
    bLue__qirL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Banned
    Üyelik tarihi
    31.12.2006
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    8.239
    Konular
    478
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Alıntı KaRma Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben o kadarınıda biLdiğini sanmıyorum =)
    kaşınıyosun..

  14. #14
    Durum:
    Çevrimdışı
    Ata Kızı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    23.05.2010
    Aldığı Beğeni
    51
    Beğendikleri
    52
    Mesajlar
    11.293
    Konular
    2297
    Ettiği Teşekkür
    32
    20 mesaja 30 teşekkür aldı

    Arrow Ferhat ile Şirin

    Padisah, kizi Sirin'i çok severdi. Sirin bir kösk istedi babasindan. Kösk tam üç günde bitirildi. "Ama ben saçaklarinda hiç görmedigim kuslarin uçtugu, duvarlarinda hiç bilmedigim gemilerin hiç bilmedigim ülkelere sevinç tasidigi, dört bir yaninda atlarin hiç tanimadigim umut ülkelerine dogru gittigi bir kösk isterdim" dedi Sirin. En güzel resimleri, en güzel islemeleri en güzel renklerle yaratan Ferhat'i sarayin bahçesine yapilan bu yeni köske getirdiler. Ferhat boyalarini açti, her yani resimlerle, islemelerle süslemeye basladi. Dünyamizin basina sarmis bütün olmazliklari, yüregimize nereden geldiyse gelmis bütün yanlislari, kötülükleri yoksayan büyük bir yaratici çabayla ise koyuldu Ferhat. Boyalarla arasinda kesin bir anlasma vardi. Hiçbir seyi umursamaz gibiydi. Oysa, yaptiklarini begendiremezse boynu vurulacakti.



    Ferhat o sabah yapragi, sandali ve atliyi çizerken, Sirin bir kösede gizlice onu gözetliyordu. Bakti ki, düsledigi güzelliklerden de büyük güzellikler Ferhat'in çizdigi, boyadigi resimlerdedir.Ferhat, Sirin'i görünce vuruldu. Ne gördügü, ne duydugu, ne yarattigi güzellikler içinde böylesine yüce bir güzellige raslamisti.Ferhat da, her yaratan gibi, yaratmayi istemese de yaratacakti. Sirin ona yepyeni güzellikleri duyurdu. Ferhat yepyeni güzelliklere dogru yürüdü. Sirin'in köskü, artik, bir güzellikler cennetiydi. Çok zaman Ferhat da Sirin de her gün biraz daha büyüyen güzellikler karsisinda saskinliga düsüyorlardi. Güzelligin kaynagi simdi artik yalnizca Ferhat degildi. "Sende buldugum güzellikleri çiziyorum durmadan" derdi Ferhat. Gün geldi, köskün islenmedik yeri kalmadi. Padisah, yaptiklarina karsilik Ferhat'a bir torba altin verdi. Ferhat torbayi köskün bir kösesine birakarak çikti gitti. Giderken son bir bakisla bakti Sirin'e. Padisah olanlari anladi, anlamazdan geldi. Onlarin birbirlerine zorunlu olduklarini anlayamazdi elbet. Ne de olsa padisahti. Yaratmakla yönetmek anlamaz birbirini.


    Günlerden bir gün Sirin, Ferhat'a bir mektup yolladi. Mektubu götürecek ikiyüzlü, onu önce Padisah'a verdi. Padisah mektuptan hiçbir sey anlamadigi için ikiyüzlüye "götür ver bakalim altindan ne çikacak" dedi.İkiyüzlü, Ferhat'tan da Sirin'e bir mektup getirdi. Ama önce Padisah'a okuttu mektubu gene. Padisah bu mektuptan da bir sey anlamadi.Sehir susuzluktan yaniyordu. Her yerde su ariyorlardi. Sarayda bir yudum su kalmayinca Padisah da arayicilara katildi. En önde Müneccimbasi büyülü sarkaciyla yürüyor, onu Padisah, vezirler ve halk izliyordu. Aksama kadar yürüdüler. Günes batarken, aralarindan ayrilip sehrin güneyindeki dagi asmis olan bes kisinin dorukta el salladiklarini gördüler. Biraz sonra o bes kisi etege indi ve dagin öbür eteginde çoskun bir suyun sel gibi aktigini bildirdi. Müneccimbasi sarkacini o yöne dogru döndürerek bir seyler mirildandi ama, söyledikleri sevinç çigliklari arasinda yok oldu. Ancak, mühendisler Padisah'a bildirdiler ki, o su dag delinmeden sehre getirilemez. Ertesi gün bütün halk dagi delmeye koyuldu. Gelgelelim, kayalar kazmalara geçit vermiyordu. Susuzluk son duragina geldiginde, Padisah, dagi iki günde delebilene istedigini verecegini bildirdi. Çigirtkanlar haberi yaydilar. Bir ögle üstü Ferhat, Padisah'in karsisina geldi. Ferhat, Padisah'a dedi ki:

    Bu dagi tek basima delecegim
    Basegmeyi bilmeyen yüregimle
    Bütün susuzlara haber salinsin
    Yarin suyu getirecegim sehre

    Sabah olmadan daha,

    Ferhat kazmasini omuzlayip dagin etegine geldi. Basladi dagi delmeye. Her vurusta adam büyüklügünde kayalar kopariyordu. Ögleye dogru Padisah, yaninda Sirin ve adamlariyla dagin etegine geldi. Bakti ki Ferhat dagin yarisini delmis. Ferhat gelenlerin yaninda Sirin'i görünce sarsildi. Sirin bir ara onun yanina gelerek kimseye sezdirmeden bir mektup birakti avucunun içine. Ferhat, ancak Padisah, Sirin ve vezirler döndükten sonra mektubu açip okuyabildi. Okur okumaz, oldugu yere yigilip kaldi. Bir ara toparlandi, sirtini bir kayaya dayadi. Içinden, dagi da Sirin'i de birakip, uzak, çok uzak yerlere gitmek geldi. Ancak, koca bir sehrin umudu olmusken, dagi delmeden bir yere gidemeyecegini düsündü. Yeniden kazmasini aldi eline.
    Sirin, mektubunda, önce, babasinin sehre gelecek suyla birlikte dügün dernek kurarak kendisini vezirin ogluna verecegini, bunun kendisi için ölüm demek olacagini, Ferhat'siz bir Sirin düsünemedigini, tam bir açmazda oldugunu bildiriyor,Sehir sudan umudunu kesmisti. Sessizce ölümünü bekliyordu. Kimsenin dagin ardina gidecek gücü yoktu su içmek için. Gitmeye kalkanlar baygin yigildilar dagin yamacina. Simdi kayu bir sessizlik yalnizca Ferhat'in kazmalariyla yirtiliyordu. Ferhat, üzgün, Sirin'in mektubuna karsilik olan türküyü söyledigi zaman arkasinda Sirin'in bulundugunu bilmiyordu. Biraz sonra bir hisirti oldu, Ferhat arkasina bakti, Sirin'i gördü. Kucaklastilar. Sirin, saraya dönerlerken, bir yolunu bulup babasinin yanindan ayrilmis, kosa kosa Ferhat'in yanina dönmüstü. Susuzluktan kuruyan gözleri, dudaklari, artik son gücünü harcadigini gösteriyordu. Uzun zaman birbirlerinden ayrilmadilar. Sonra baktilar ki günes batmaktadir ve su gecikirse sehir kirilacaktir, birlikte çalismaya koyuldular. Ferhat kazmasiyla kocaman kayalari kopariyor, Sirin de kendisinden umulmayacak bir güçle bu kayalari açilan tünelin disina çikariyordu. Sehir büyük bir sessizlik içinde yavas yavas erimekteydi. Ferhat gittikçe koyulan sessizligi duydukça kazmasini daha büyük bir hinçla salliyor, günes batmadan önce dagin ardindaki gür suyu sehre akitmak istiyordu. Açilan tünelin bir ucunda isiklar kirmizilasmaya, tünelin içini karanliga gögüs geren koyu bir pembelik sarmaya basladigi sirada, güçlü bir kazma vurusuyla düsen bir kayanin yerine dolan mor isiklar bu büyük çabanin sonunu müjdelediler. Ferhat daha sonra suyla tünel arasina büyük bir ark açti, suyun akis yönünü degistirdi. Biraz sonra sehirden gelen çigliklar, ölüm saçan susuzlugun sonunu bildiriyordu. Ferhat ve Sirin, bir agacin gövdesine sirtlarini dayadilar, düsünceye daldilar. Gittikçe artan uzak çigliklar arasinda aksam pembeden koyu maviye dogru degiserek ilerliyordu. Bu güzel bitisin kendilerinin sonu olacagini bilerek susuyorlardi. Uzun uzun sustular. Sonra artik günün son isiklari da uyumaya gidince, yavasça yerlerinden dogruldular. O sirada ne Ferhat, Sirin'in güzünden akan bir damla yasi ne Sirin, Ferhat'in gözünden akan bir damla yasi görebildi.Ferhat ve Sirin dagdan sehre indiler. Suya kanmis bir kalabalik her yanda sevinç gösterilerinde bulundu onlara. Ferhat da, Sirin de, suya kavusan kalabaligin övgülerinden kurtulabilmek için kosarcasina saraya girdiler. Padisah ve adamlari Ferhat'i bekliyordu. Padisah, Ferhat'la Sirin'i bir arada görünce öfkelendi ama bir sey demedi. Ferhat'i yanina çagirdi. Bir torba altin uzatti ona. Ayrica,"dile benden ne dilersen" dedi. Ferhat, Padisah'a , altin istemedigini, yalnizca ve yalnizca Sirin'i istedigini söyledi. "Bir dag delicinin Sirin'i istemesi büyük saygisizlik" diye bagirdi Padisah. Adamlarina bagirdi: "Götürün bu dag deliciyi zindana atin, akillanana kadar kalsin orada." Ferhat yorgundu, zindana girer girmez uykuya daldi.



    Zindancilardan biri, gün dogarken bir mektup uzatti gizlice Ferhat'a. Mektup Sirin'dendi.Sirin'in Ferhat'a gizlice mektup yolladigini duyan Padisah kizini yanina çagirtti ve "üç gün içinde dügünün olacak, bilesin" dedi. Sirin, babasina, Ferhat'dan baskasini istemedigini, baskasina vermeye kalkarsa kendini öldürecegini kesinlikle bildirdi. Padisah, Sirin'in bu sözleri üstüne iyice öfkelendi, Adamlarina buyurdu: "O Ferhat denen dag deliciyi çikarin zindandan, söyleyin ona, hemen bu sehirden çekip gitsin. Yoksa boynunu vurdururum." Sirin babasinin yanindan çiktiginda yikilmis gibiydi. Gene de umutluydu. Zindanin kapisina kostu. Adamlar Ferhat'i çikariyorlardi. Sirin, Ferhat'a "daglarda bekle beni" diyebildi. Hemen Ferhat'i uzaklastirdilar, götürüp sehrin kiyisina biraktilar. Ferhat su getirmek için oydugu daga çikti. Bir magara oydu kendine. Orada yalnizca acilarini ve umudunu yasamaya koyuldu. Dügün baslamak üzereydi. Ertesi gün çalgilar çalinacakti. Vezirin oglu tras olmus, yenilerini giymisti. Sarayda basdöndürücü bir gidis gelis göze çarpiyordu. Kadinlar Sirin'i kandirmaya çalisiyorlardi uzun uzun. Sözü biri aliyor, öbürü birakiyordu. Sirin susuyordu. Bir firtina öncesinin sessizligi gibiydi. Üstünde ne yapacagini bilenlerin dinginligi vardi. Su sasirtan ve korkutan dinginlik, aksama dogru kesin bir sevince birakmisti yerini. Son dakikaya kadar Ferhat'a kavusmayi deneyecek, kavusamazsa odasinin penceresinden usulca asagiya birakacakti kendini. Yasamakla da, ölmekle de Ferhat'in olabilecegine inaniyordu. Gülüyor, sarkilar söylüyordu. Aksam geceye dogru degisirken, sarayin kapisini bekleyen bekçinin yanina gitti. Ondan kendisini kapidan birakmasini istedi.Sirin daga dogru yürümeye basladi. Dag onu yokusunda engelleyecek yerde, onun yürüyüsüne yürüyüs, gücüne güç katiyordu. Uçuyordu sanki dagin yükseklerine. Ferhat'in magarasinin dorukta olduguna inaniyordu. Doruga yaklasinca "Ferhat" diye seslendi. Sirin'i özlemle kucaklayan Ferhat ona sunlari söyledi:

    Umutlarin dogdugu yerde geldin
    Günesle birlikte dogdun sabaha
    Madem ki böylesine güzelliksin
    Bir dag çiçegi taksan saçlarina
    Sarsilmazliginda bir kalesin
    Dünyada hiçbir ordu yikamaz burçlarini
    Kiyilari çok uzak bir denizsin

    Ferhat ile Sirin dagi asip bilinmedik uzaklara dogru yürümeye basladilar. Oysa büyük bir kalabalik peslerindeydi. Onlar su baslarinda dura dura, çiçek toplaya toplaya ilerliyorlardi. Kalabalik, kizgin bir çabayla kosturuyordu. Basta büyülü sarkaciyla Müneccimbasi, onun yaninda Padisah, arkalarinda vezirler ve damat, daha arkada da cellatlar vardi. Bir su basinda yakaladilar Ferhat ile Sirin'i. Önce Ferhat'i Sirin den ayirmaya çalistilar. Ayiramadilar. O zaman cellatlardan biri Ferhat'in sirtina bir biçak sapladi. Ferhat, Sirin'le birlikte yere yikildi. Sirin'i götürmeye gelen Padisah kizinin üstüne egildi. "Kalk artik, bu is bitti, gidiyoruz" dedi. Bir de bakti ki, Sirin de Ferhat'la birlikte gitmistir. Padisah yanmasina yandi ama, ölümlerin ardindan yanmak dayanmak midir? Simdi yüzyillarin basip geçtigi bu uzak ülkede Ferhat ile Sirin her olmaza baskaldiran birer umut olarak masallarda, türkülerde, sevinçlerde, tutkularda, inaçlarda yasarlar. Kime sorsaniz, Ferhat ile Sirin'in öldügünü söyleyemez. Ölümün el uzatamadigi yerdedir onlar, onlar ölümsüzlügün kendisidir. Yasarken dirençtiler, yasarliklari bitince ölümsüz oldular. Ölüm bir yoketme tanrisi olmayi onlarla birlikte elden kaçirdi. Ferhat ile Sirin'den beri ölüm, yalnizca yasamayanlari alip gidiyor. Bir direnci, bir güzelligi, bir inanci yaratmislar için ölüm, o günden beri çaresiz bir gülünçlüktür.

  15. #15
    Durum:
    Çevrimdışı
    aluglen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    25.01.2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    22
    Aldığı Beğeni
    0
    Beğendikleri
    0
    Mesajlar
    131
    Konular
    9
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    bunalım takilirken hep dinlerdim bu şarkıyı
    veysel uluağaç - neye yarar

    gerçi bu şarkı ile bu hikaye zıt gitmiş birbirlerine dimi..

    şarkıda diyor ferhat bile kavuşamamış dağları deldikten sonra..
    ama hikaye diyorki onlar birlikte ölümsüz oldular.

    emeğine sağlık teşekkürler.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap

Reklamı Kapat


Reklamı Kapat

Yukarı Çık
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz.

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1