HHPortal 1,406,882 Üye | 613,805 Konu | 5,097,566 Mesaj | 382 Online
Go Back   HHPortal > Sinema & Televizyon > Belgesel - Telif hakkı olan video paylaşımı yasaktır. > Mitoloji

Zuupla

Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın

 Belgesel - Telif hakkı olan video paylaşımı yasaktır. Katagorisinde ve  Mitoloji Forumunda Bulunan  Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın lnsanlar, herşeyden önce ortaya çıktıkları toplumsal ve kültürel ortamın ürünüdürler. Bu nedenle, insanlığın ...


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-09-2009, 11:12 AM   #1
bLueXtremE
єχтяємє ωιℓ∂ мσ∂єяαтσяєѕ
 
bLueXtremE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: αℓσиє gαℓαтαѕαяαу
Yaş: 28
Mesajlar: 8,107
Teşekkürleri: 9,719
5,347 mesajına 23,368 kere teşekkür edildi.
bLueXtremE - MSN üzeri Mesaj gönder
Zuupla
Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın

Anadolu ve Mezopotamya Mitoloji ve Uygarlıklarında Kadın


lnsanlar, herşeyden önce ortaya çıktıkları toplumsal ve kültürel ortamın ürünüdürler. Bu nedenle, insanlığın uygarlığa geçmesiyle birlikte ortaya çıkan mitolojilerde, kadın-erkek ilişkisi, bir başka deyişle karşı cins ilişkileri ve kadının toplum içindeki yeri ve konumu, o dönemin üretim ilişkileri ve gelenek, görenek, inanç gibi kültürel yapılanmasıyla ilgilidir.

O dönemlerde ortaya çıkan mitolojilerde, tanrıların kadın ve erkek olması, bize kadının toplum içindeki statüsü konusunda önemli bir ipucu vermektedir. O dönem Demeter, Afrodit, Pyske, Atena, İsis, Hera, Arura, İştar, Nut gibi birçok kadın tanrıça bu uygarlıklarda yer alırlar. Bu mitolojilerde kadın, doğurganlığından ve insan soyunu devam ettirmesinden dolayı bereket tanrıçası olarak kutsanmıştır. Mezopotamya�da bereketin simgesi olan kadın tanrıça İştar iken, Mısır�da İsis, Yunan�da Demeter, Roma�da Venüs�tür. Görüldüğü gibi dört uygarlıkta da kadın, adları değişse de bereket tanrıçası olarak kutsanmaktadır.

Kuşkusuz kadının kutsandığı alan yalnızca bereketle de sınırlı değildir ve bilgelikte de kadına önemli bir statü verilmiştir. Mezopotamya�da bilgelik tanrıçası Nebu iken, Mısır�da Thof, Yunan�da Atena, Roma�da bu tanrıça Minerva�dır. 'Kadın, hem üretim hem de yaratma özelliğinden dolayı o dönemin sosyal ve siyasal yaşamında farklı biçimlerde ve değişik özellikleriyle etkinlik kazanmıştır. '

Bu nedenle, bu uygarlık ve mitolojilerde bereket ve bilgelik sıfatlarından başka kadına yaratıcılık tanrısı işlevi de verilmiştir. Mezopotamya�da bu Anu iken, Mısır�da Ptah, Yunan�da Demeter�dir. Ay ile özdeşleştirme sonucu kadına verilen sıfatlardan biri de ay tanrılığıdır. Yine ev içindeki işlevi ve çocukların yetiştirilmesindeki hüneri dolayısıyla kendisine çeşitli

tanrılıklar izafe edilen kadın, fiziki güzelliği dolayısıyla da mitolojilerde tanrıçalık mertebesine ulaşır. Aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit bunun bilinen yaygın örneğidir.
Çok tanrılı dinlerin egemen olduğu bu uygarlıklarda hemen her misyonun tanrıları ve tanrıçaları vardır. Konumuzu öncelikle ilgilendiren Mezopotamya�ya baktığımızda, üsttekilere ek olarak su tanrıçası Anahita, Suriye tanrıçası Atargadis, yeraltı tanrıçası Ninmah, Mari�de tapınılan tanrıça Ninni-Zaza, ekin ve yazı tanrıçası Nisaba, Elam tanrıçası Şimut bunlardan bazılarıdır.

Anaerkil toplum yapılarının egemen olduğu bu dönemden ataerkil topluma geçişle birlikte, kadınların önceki konumunu kaybettiklerini görüyoruz. Mülkiyet ilişkilerinde erkeğin başat güç haline gelmesiyle, kadın eski konumunu kaybederek tanrılıktan giderek mülk durumuna dönüşüyor. Bu aşamada, kadınların iyiliğin ve güzelliğin sembollüğünden çıkarılıp kötülüğün sembolüne dönüştürülmesi ilginçtir. Bizzat erkek tanrılar eliyle kadın, kötülüğün gelişiminin kaynağı olarak sunulur. Batı mitolojilerinde Pandora, Doğu mitolojilerinde Havva efsaneleri, kadının konumunun sarsılmasının ilginç örnekleridir. İşte kadının aleyhine gelişen bu yeni anlayış, tek tanrılı dinlerde kadının günahkâr olarak görülmesine vesile olur.

Bu bir bakıma, egemen sınıfların, ezilenlere karşı yürüttükleri mücadelede kadını bir araç olarak kullanmalarıdır. Yukardaki iki örnekte de görüldüğü gibi kadın, kötülüklerin temsilcisi ve yayıcısı olarak insanlığa benimsetilmiştir. 'Kadının bu derece düşürülmesi ve aşağılanması, erkek otoritesinin egemen olmasının bir sonucudur. İlk başlarda �ana tanrıça� mertebesinde olan kadın, çelişkilerin birliğini ve her an birbirine dönüşebilme potansiyellerini temsil ederken, daha sonraki süreçte, kötülüklerin kaynağı ve yayıcısı konumuna getirilmiştir. '

Uygarlığın gelişmesi ve ilk devletlerin ortaya çıkmasıyla, kadının 'ana tanrıça' rolü önemini yitiriyor ve erkeğin egemenliği ön plana çıkıyor. Kuşkusuz bunda, sınıflı topluma geçişin de rolü büyüktür. Kadın, sınıflı topluma geçişle birlikle eski konumunu yitirerek, emek ve cins sömürüsüne maruz kalıyor.

Eski Anadolu ve Mezopotamya kadını üstüne yapılan araştırmalar, bundan 4000 yıl önce kadının statüsünün birçok açıdan bugünkünden daha ileri düzeyde olduğunu gösteriyor. Konuya ilişkin araştırmalar, 'MÖ 2000�li yıllarda kadınların dini, ticari, devlet yönetimi gibi birçok etkinlikte yer aldığını, evlilik ve boşanmada erkeklerle eşit haklara sahip olduğunu, zinada ise koşullara göre kadına ceza verilmediğini ortaya koyuyor'.

'Hi_title_r�de aile anaerkildir. Aile, �iki başlı� aile aşamasından �tek eşli� aile aşamasına geçmiştir. ' Anadolu�nun ilk imparatorluğu Hi_title_r�deki sosyal yapı, kadını, kendi anlayışına uygun bir düzeyde yaşatmıştır. Ülkedeki kadın nüfusunun tamamına yakın çoğunluğu çalışan ve çalıştırılan kadın durumundadır. Çanak-çömlek yapımı, dokumacılık, tarım, ev içi uğraşılar genellikle kadının iş sahası ve yükümlülükleri kapsamındadır. Saray ve çevresinde ise bir tavannah (valde sultan) saltanatı vardır. Kraldan sonra en yetkili ve güçlü kimse kralın annesidir. Tavannahlar, saraydaki en güçlü kadınlardır'.

Gerçekten, tarihsel kalıntılar, Anadolu�da Asur ticaret kolonileri çağında hür kadınların yalnız ev kadını olmayıp, hayatın başka alanlarında ve özellikle ticaret işlerinde erkek gibi rol üstlendiklerini gösteriyor. Bu dönemde Anadolu ve Mezopotamya�da yaşayan kadınlar, kendi başlarına iş hayatına atılıyor ve her çeşit umumi işlemlerde yer alıyordu. Bu dönemde kadın, erkekten aşağı ikinci sınıf vatandaş olarak görülmüyordu. Evlilik kurumunda da, eşler tamamıyla aynı haklara sahipti ve ayrılma durumunda kazanılan mallar eşit bölüşülüyordu. Boşanma yetkisi, her ikisine de tanınıyor ve çocuğun verasetini de anne alabiliyordu. Hitit kanunlarında zina suçu, şartlara göre kadına verilebildiği gibi erkeğe de verilebiliyordu.

Kadın, ilkin Sümer�de toplumsal anlamda erkekten geri kalmaya başlamış ve giderek de toplumu denetleme ve yönetme egemenliğini erkeğe kaptırmıştır. Ancak, bu egemenliği bırakma, hiç bir zaman Hıristiyanlık ve İslamiyetteki gibi göksel emre dayalı kayıtsız-şartsız bir teslimiyet şeklinde olmamıştır.

M. S. 3. Yüzyılda ortaya çıkıp, Mezopotamya�nın ve Asya�nın birçok bölgelerine yayılarak evrensel bir din halini alan Manicilik, daha sonra Kürtlerin eski dini Zerdüştlüğü reforme ederek sistemli bir devlet dini haline gelir. Mani felsefesinde kadın -erkek ilişkisi ve kadının konumu tektanrılı dinlerden farklılık gösterir. 'Üretim ve mülkiyetin ortaklığını savunan Mani inanc, kadının mülkiyet aracı olarak görülmesine, cariyelik sistemine ve çok kadınla evlenmeye karşı çıkmıştır.

Kaynağını Zerdüşt inancından alan ve kendinden önceki tek tanrılı dinlerin kadın-erkek ilişkilerine bir tepki olarak ortaya çıkan Manicilerin bu anlayışı; her zaman olduğu gibi bu çağda da egemen tektanrılı dinlerin ve egemen sınıfların tepkisini çekmiş ve bu inancın mensuplan, 'kadınlı-erkekli topluca cinsel ilişkide bulunmak, misafirlere kadın sunmak'gibi suçlamalara maruz kalmışlardır. Bu suçlamalar, sonraki yüzyıllarda da aynı topraklarda özellikle heterodoks din ve inanç mensuplarına karşı devam edecektir..

Mani dininden 300 yıl sonra çıkan İslamiyet ise, bir yandan kadını tümüyle erkeğe mahkum ederken, bir yandan da üstteki suçlamaları doruk noktasına vardırp, heterodoks dinleri ortadan kaldırmanın gerekçesi yapar.

Anadolu, Mezopotamya ve İran�da kurulan Selçuklu Devleti, Arap, Acem, Kürt, Ermeni ve Asuri gibi yerli halkların yanısıra, bu topraklara yeni akan Türklerin de izlerini taşıyan karmaşık bir kültürel yapılanma içindeydi. Yalnız yerli halkların egemen sınıfları değil, bu topraklara yeni akan Türk unsurun egemenleri de kadın konusunda İslamiyetin katı kurallarını taşıyordu. Türk Sultanı Alpaslan�ın Veziriazamı Nizamülmülk Siyasetname�sinde kadınlar ve diğer dinsel öğretiler konusunda dile getirdiği olumsuz düşünceler, bu anlayışın ilginç örnekleridir ve bu düşünceler daha sonraki Osmanlı yönetiminin kadınlar ve heterodoks dinler konusundaki olumsuz tutumunun da adeta temelini oluşturur.

Yazan: Mehmet Bayrak

bLueXtremE isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Zuupla

Cevapla

Etiketler
anadolu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:20 AM.

Forum Yasal Uyarı HH
Kullanılan Portal Sürümü : HH Portal
Script Sürümü : vBulletin Version 3.8.4 PL1
Seo Yazılımı : vBSEO ©2009, Crawlability, Inc
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz Internet Explorer 6+, Firefox 2.0.0.14+, Opera 9.52+, Safari 3.1.2+, Chrome 0.2.153.1+ ve 1024x768+ Ekran Çözünürlüğünde Test Edilmiştir.
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, bora@tabakoglu.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

HHPortal İçerik ve Yer Sağlayıcı İletişim Bilgileri İçin Tıklayınız.

Valid CSS!