HHPortal 1,407,541 Üye | 616,003 Konu | 5,099,969 Mesaj | 3516 Online
Go Back   HHPortal > Haberler > Makaleler

iddaa

Mevlana'nın Hayatı

 Haberler Katagorisinde ve  Makaleler Forumunda Bulunan  Mevlana'nın Hayatı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Mevlana'nın asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin'dir. Eskiden "Diyar-ı Rum" denilen Anadolu topraklarında, Konya'da yaşayıp vefat etmesi, şahsiyetini orada kazanması ...


Cevapla
 
LinkBack Makale Araçları Stil
  #1  
Alt
BurakƷ5 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BurakƷ5 BurakƷ5 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Moderator
Üyelik tarihi: Jun 2008
Bulunduğu yer: Dünyanın neresinde olursan ol, bulunduğun yerde değil düşündüğün yerdesin...
Yaş: 23
Teşekkürleri: 5,466
3,495 mesajına 6,806 kere teşekkür edildi.
BurakƷ5 - MSN üzeri Mesaj gönder
Mevlana'nın Hayatı
yazan BurakƷ5 08-02-2012, 11:35 AM






Mevlana'nın asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin'dir.

Eskiden "Diyar-ı Rum" denilen Anadolu topraklarında, Konya'da yaşayıp vefat etmesi, şahsiyetini orada kazanması ve şöhret bulması sebebiyle "Rumi" (Anadolu) nisbesi ile anılır.

"Mevla-na" 'efendi-miz' demektir. ve hürmet maksadıyla ulema için kullanılırdı. Şeyh Sadreddin Konevi'nin (ö. 1274), sohbetleri esnasında ona "Mevlana" şeklinde hitap etmesinin, onun Mevlana lakab-ı alisiyle şöhret bulmasına sebep olduğu da kaydedilmiştir.

"Hüdavendigar", "Hünkar", "Hazret-i Mevlana", "Mevlevi", "Şeyh", "Molla-yı Rumi", "Rumi", ve "Hazret-i Pir" lakab ve ünvanları da onun için kullanılmıştır. Hazret-i Mevlana ve Hazret-i Pir saygı hitapları, Mevlevi çevrelerinde ve Anadolu'da daha çok tercih edilmiştir. Bugün İran ve Pakistan'da Mevlevi, Batı'da Rumi lakapları, onu anmak için öncelikle kullanılmaktadır.

Babasının adı Muhammed Bahaeddin Veled'dir. Babası Sultanü'l-Ulema lakabıyla meşhurdur. Annesi ise Belh emiri Rüknüddin'in kızı Prenses Mü'mine Hatun'dur. Mevlana bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Belh şehrinde doğdu. Belh şehri, köklü bir tasavvufi geleneğe sahip coğrafyalardan biriydi. Mevlana'nın doğum tarihi, oğlu Sultan Veled'in Divan'ının sonundaki bir kayıta göre 6 Rebiülevvel 604 (30 Eylül 1207)'dir. Ancak araştırmacılar, Mevlana'nın doğum tarihini 597/1200'lü, hatta daha önceki yıllara kadar götürmektedirler.

Mevlana'nın hayatını esasen 4 döneme ayırmak mümkündür.

1. Mevlana'nın Babasının Ölümüne Kadarki Hayatı (1207-1231)
Çocukluğunun ilk yıllarını doğduğu şehirde geçiren Mevlana, Hanefi bir alim ve sufi olan babasının, sultanla arasında vuku bulan inanç ve fikir ayrılıkları yüzünden, maiyetinde akraba ve müridlerinden oluşan büyük bir kalabalık olduğu halde Belh'ten göç etmesi sebebiyle (1212 ?), ilmi ve fikri hayatında önemli izler bırakan ve Konya'da sona eren uzun bir seyahat gerçekleştirir.

Bu seyahat esnasında, Nişabur'da ünlü sufi Feridüddin Attar'ın (Ö. 1230) iltifatına mazhar olan ve ondan Esrarname adlı eserini hediye alan Mevlana, yorucu ve uzun göç boyunca uğradıkları her yerde babasına gösterilen ilgi, saygı ve yakınlık dolayısıyla, aralarında Avarifü'l-Maarif sahibi Ebu Hafs Ömer Sühreverdi'nin (ö. 1234)'de bulunduğu, iktidar ve ilmiye sınıfından devrin ileri gelen pek çok şahsiyeti ile tanışma fırsatı bulmuştur. Bahaüddin Veled'e ilgi öylesine büyüktü ki, konaklanan her şehirde sultanlar kendisini ağırlamak için araya hatırı sayılır kişileri elçi olarak koyuyorlardı. Fakat o her zaman, bir medresede konaklamayı tercih etmiştir.

Kervan her şehirde bir müddet konaklamak kaydıyla, Nişabur'dan sonra Bağdat, Küfe, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Halep, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde güzergahını takip ederek Larende'ye (Karaman'a) ulaşır (1221).

Erzincan'da iken, Sühreverdiyye'den Evhadüddin Kirmani (ö. 1237) ve Necmüddin Kübra'nın halifelerinden Sadüddin Hamevi (ö. 1252) ile de görüşülür. Mevlana bu suretle, babasının nezareti altında ve onun izini takip ederek hakiki ve fikri bir seyahat alemi yaşamış, İslam medeniyetinin o zamanki en canlı fikir merkezlerini gezerek şahsiyetini kazanmıştır.

Mevlana, Larende'de yedi yıl kaldı. Hayatının kederli ve sevinçli ilk önemli olaylarını bu şehirde yaşadı. 1225 yılında, babasının müridlerindenLala Şerefüddin Semerkandi'nin kızıGevher Hatun ile evlendi. Kısa bir müddet sonra annesi vefat etti. Onun vefatını, ağabeyi Alaeddin Muhammed'in vefatı izledi. Bir süre geçince de kayınvalidesi vefat etti. Aileyikedere boğan bu üzücü olayların ardından Mevlana'nın iki oğlu oldu. İlk oğluna (Sultan Veled) babasının, ikinci oğluna da (Alaeddin Çelebi) ağabeyinin ismini verdi.

Aile, yedi yıl kaldıkları Larende'den, Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad'ın (ö. 1236) ısrarlı daveti üzerine Konya'ya göçtü. Konya'ya geleli iki yıl olmuştu ki babası Sultanü'l-Ulema hayata gözlerini yumdu (1231).



2. Mevlana'nın Babasının Ölümünden, Şems-i Tebrizi ile Konya'daki Karşılaşmasına Kadar Olan Hayatı (1231-1244)

Medresenin ve dergahın bütün yükü omuzlarına binen ve babasının ölümüyle içinde büyük bir boşluk hisseden Mevlana'nın yardımına, babasının önde gelen müridlerinden ve şeyhini ziyaret makadıyla Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi yetişti. Kübrevi tarikatına mensup olan Seyyid Burhaneddin, babasından sonra Mevlana'ya mürşidlik yapan ve onun ilmi ve tasavvufi yönden yetişmesinde önemli rol oynayan ilk kişidir.

Mevlana, mürşidinin isteği üzerine, ilim tahsil etmek üzere önce Halep Haleviyye Medresesi'ne, sonra da Şam Makdemiyye Medresesi'ne gitti. Oralarda altı yıl kadar (iki yıl Halep'te, dört yıl Şam'da), devrin ileri gelen hocalarından ilim, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh tahsil etti. Bu sıralarda Şam'da ikamet etmekte olan Muhyiddin İbnu'l-Arabi (ö. 1240) ve Sadreddin Konevi (ö. 1274) ile de görüştü. Mevlana'nın Halep ve Şam'dan Konya'ya dini ilimler ile mücehhez bir şekilde dönüşünden kısa bir süre sonra Seyyid Burhaneddin vefat etti (1241).

Kendi döneminin önde gelen Hanefi alimleri arasında yer alan Mevlana, babasından olduğu kadar Seyyid Burhaneddin'den de tamamıyla zahidane telakkiler almış; ondan, Gazzali'den (ö. 1111) mülhem olan Ehl-i Sünnet akidesine bağlı bir tasavvuf öğrenmişti.

Onun ölümünden sonra Mevlana bir taraftan medresede tedris ile meşgul oluyor, diğer taraftan da müridleri irşad etmeye çalışıyordu. İşte tam bu sıralarda Mevlana'nın hayatında büyük değişiklik yapan bir hadise oldu. Konya'ya Şems-i Tebrizi (Şemseddin Muhammed b. Ali et-Tebrizi) isimli bir şahıs geldi (1244). Ders ile meşgul olan büyük bilgin, tam bir zahid ve temkin ehli bir sufi olan Mevlana'yı bu garip zat kendinden geçirdi, aşk denizine attı ve coşkun bir Halk aşığı yapıverdi.


3. Mevlana'nın Şems'in Ölümüne (Tamamen Kaybolmasına) Kadar Olan Hayatı (1244-1247)
Şems, alim olmakla beraber şiddetli ruhani bir cezbenin tesiri altında bulunmaktaydı. Mevlana'yı dolu ve yanmaya hazırlanmış bir lamba gibi telakki eden kimseler, Şems'in mevkiini de bir kibritin yaptığı işe benzetirler. Asıl yanan ve nurlanan Mevlana idi. Onu uyandırmak ve ziya saçar bir hale getirmek için kibrit lazımdı ki buu da Şems yaptı. Başka bir görüşle: Şems Mevlana'yı ateşledi, fakat öyle bir infilak karşısında kaldı ki onun alevleri içinde kendisi de yandı.

Şems ile karşılaştıktan sonra Mevlana'nın hayatına tamamıyla o yön vermeye başladı. ki Hak aşığı halvete çekiliyorlar ve Hakk'ı anlama birbirlerine ayna oluyorlardı. Mevlana kendisini tamamen Şems'in sohbetine verdi, onda adeta kendisini kaybetti. Artık medreseye, dergaha çıkmaz oldu. Aslında Şems de Mevlana ile talebelerinin ve müridlerinin buluşmaması için elinden gelen gayreti sarf ediyordu. Ne var ki bu durum Mevlana'nın etrafındakilerin hiç de hoşuna gitmedi. İnsanlar arasında Şems'e karşı haset, kin ve nefret başladı. Belli bir zaman sonra dedikodular ve eleştiriler açıktan açığa yapılmaya başlandı. Şems, işin çığırından çıktığını, herkesin kendisine düşman olduğunu görünce, bir gün ansızın ortadan kayboluverdi (1246).

Şems'in ayrılışına Mevlana çok üzüldü. Divaneler gibi gazeller söylüyor, yüreğindeki ayrılık acısını dile getiriyordu. Etrafındakilerle ilgilenmesi bir yana, Şems zamanındaki hali de kayboldu. Hatta Şems'in gidişine sebep olanlara kızgın ve kırgındı. Onların yüzüne bile bakmıyordu.

Şems'in Şam'da olduğunu öğrenince Mevlana, oğlu Sultan Veled'i, hediyelerle birlikte ona elçi olarak gönderdi. Şems Konya'ya tekrar geldi (Mayıs 1247). Mevlana adeta bayram etti. Kırgın olduğu kimseleri bağışladı. Eski günlerdeki coşkun haline döndü. Fakat çok geçmeden, aralarında oğlu Alaeddin Çelebi'nin de olduğu bir grup, Şems'e karşı eski davranışlarını tekrar sergilemeye, onu ve Mevlana'yı üzmeye başladılar. Sonunda Şems ortadan büsbütün kayboldu.; veya öldürüldü (Aralık 1247). Mevlana onu her yerde aradı, hatta Şam'a bile gitti, ama nafile.

Ahmet Eflaki'nin Menakıbu'l-Arifin'de kaybettiği bir rivayete bakılırsa; düşmanları Şems'i öldürdükten sonra bir kuyuya attı. Sultan Veled onu rüyasında görerek buradan çıkartıp teçhiz ve Tekfin ettikten sonra, yine Tebrizli mimar Emir Bedreddin'in binası olan türbenin yanına defnettirdi. Mevlana, ıstırabının şiddetinden, yalnız başına bahçede dolaştı ve cenaze merasiminde bulunmadı. Adeta Şems'in öldüğüne inanmaktan kaçındı. Mevlana, oğlu Alaeddin Çelebi'ye karşı bu yüzden şiddetli nefret duydu. Alaeddin çok geçmeden şiddetli bir humma neticesinde vefat etti.




4. Mevlana'nın Şems'in Ölümünden Sonraki Hayatı (1247-1273)

Artık Mevlana gece gündüz sema ediyor, gazeller, şiirler söylüyordu. Ağlayışı ve feryadı herkesi yürekten yaralıyordu. Şems'i gönül dünyasında arıyordu. Nitekim onu orada buldu da... Bundan sonra kendini ilim tedrisine ve irşada verdi. Bir yandan da gönlü bir dost arayışı içerisindeydi.

Mevlana'nın can aynası olarak bulduğu diğer bir kişi Konyalı Selahaddin-i Zerkubi oldu. (Kuyumcu, altın dövücü Selahaddin). Aslında Kuyumcu Selahaddin, Seyyid Burhaneddin'in dervişi idi ve okuma yazması yoktu. Fakat Mevlana'nın coşkunluğu onunla tatlı bir sükunete erdi, gönül dünyası onunla huzuru yakaladı. Artık sema meclisleri zevk ve neşe ile kuruluyor, günler birer düğün havasında geçiyordu. Mevlana bütün gönlüyle ona yöneldi. Onunla iki bedende yaşayan bir can gibi yakınlaştılar. Onu, yerine halife ve şeyh ilan etti. Müridlerin irşadını ona havale etti. On yıl kadar süren mutlu bir dostluğun ardından, Selahaddin-i Zerkubi de Hakk'ın rahmetine kavuştu (1258).

Mevlana, daha sonra "kendisine içindeki nur hazinelerini keşfettiren" Çelebi Hüsameddin b. Muhammed b Hasan'ı (ö. 1284) dost, hemdem, yar ve halife seçti. Hüsameddin Çelebi, mensupları Ahi şeyhliği yapmış bir sülaleden geliyordu. Bu ahbablık ve sohbet on yıl kadar sürdü. Bu on yılın en güzel meyvesi ise Mesnevi oldu. Gönülbaşı ve halifesinin ricası üzerine Mevlana Mesnevi beyitlerini söylemeye başladı ve böylece muhteşem bir edebiyat ve tasavvuf klasiği olan Mesnevi telif edildi.

Uzun ve yorucu bir hayatın ardından ansızın ateşli bir hastalığın pençesine düşen Mevlana, dostlarının bütün tedavi çabalarına rağmen hastalıktan kurtulamadı ve 5 Cemaziyelahir 672 (17 Aralık 1273)'de vefat ederek Sevgilisine kavuştu.

Cenaze alayında Sadreddin Konevi ki Mevlana'nın vasiyetine rağmen, kendinden geçmesi sebebiyle cenaze namazını kıldıramadı, Selçuklu veziri Muinüddin Pervane, bütün Selçuklu emirleri, müderrisler, talebeler, her dinden ve mezhepten insan bulundu. Oğlu Sultan Veled'in İbtidaname'sine kaydettiğine göre, sadece Müslümanlar değil Hıristiyanlar ve Museviler de bu vefattan son derece üzüntü içindeydiler.

Mevlana'nın cenazesi Konya'da, babasının ve Selahaddin-i Zerkubi'nin de defnedildiği yere defnedildi. Sultan Veled zamanında sandukanın üzerine bir türbe yaptırıldı.

Mevlana'nın sevenleri, onun bir gazalinde de belirttiği üzere, vefat gecesinin bir ayrılık gecesi değil, bi visal gecesi olduğunu söylediler. Bunun için de o geceye Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) adını verdiler ve ayinlerle ihya ettiler.

İki oğlunun annesi Gevher Hatun öldükten sonra Kira Hatun isminde dul bir kadınla evlenmiş olan Mevlana'nın, bu hanımından da Emir Alim Çelebi isminde bir oğlu ve Melike Hatun isminde bir kız çocuğu olmuş, fakat Emir Alim Çelebi pek genç yaşta iken vefat etmiştir. Mevlana'nın vefatında ancak oğlu Sultan Veled ile kızı Melike Hatun sağdı.


Hz. Mevlana'nın yazılı eserleri şunlardır:

1. Mesnevi,
2. Divan-ı Kebir
3. Fihi Ma Fih
4. Mecalis-i Seb'a
5. Mektuplar.

Eserlerinin orijinal dili Farsça'dır.
Mevlana ve Mevlevilikle ilgili Türkçe en geniş neşriyat Abdülbaki Gölpınarlı (ö. 1982) ve Şefik Can'a (ö. 2005) aittir.

Esasen Mevlana, Mevleviliğin şimdiki ayin ve kaidelerini vaz' ve Mevleviliği bir tarikat halinde tesis etmemişti. O böyle kayıtlardan tamamıyla uzak bir zattı. Sema etmesi dahi vecd ve hal neticesiydi. Manevi terakkinin vasıtası ise aşk ve sohbetten ibaretti. Onun fikirlerinin intişarında ve tarikatının sistemleşmesinde oğlu Sultan Veled'in (623-712 / 1226-1312) payı büyüktür.


Eklenen Resim Ön İzlemesi
Dosya tipi: jpg mevlana2.jpg (18.6 KB (Kilobyte), 16387x kez indirilmiştir)
__________________
Hayatta iki şeye inanırım bir aynaya baktığımda gördüğüme, bir de yukarı baktığımda göremediğime...
Alıntı ile Cevapla
Görüntüleme 677 Yorumlar 6
Bu mesaj için BurakƷ5 kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz:
*sparrow* (06-05-2012), Acemi Şef (19-02-2012), degazor35 (08-02-2012), DeRSaaDeT (27-02-2012), MorTİS (26-02-2012), PirAdam (08-02-2012), SEYDİALİ (08-02-2012), yyildirayy (16-02-2012)
Toplam Yorumlar 6

Yorumlar

Zuupla

Alt 08-02-2012, 12:29 PM   #2
PirAdam
Ayın Üyesi
 
PirAdam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Yaş: 55
Mesajlar: 2,078
Teşekkürleri: 2,832
1,207 mesajına 2,538 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Görselde bir şeyi anlamak için önce okumak sonrada idrak lazım...gerçek yaşamda anlamak için dinlemek ve görmek lazım...konu için teşekkür ederim...tamamını okuyamadım amma okumak için elimden geleni yapacağım...
__________________
Tama'u hırsa uyup nefs ile mahkur olma!
Rahatın zail olur ,nam-ı meşhur olma!
Sohbet-i arif-i billaha eriş,dur olma!
Saltanat-ı mesned-i dünya ile mağrur olma!

PirAdam isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için PirAdam kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
BurakƷ5 (08-02-2012), degazor35 (08-02-2012), yyildirayy (16-02-2012)

Alt 19-02-2012, 06:20 PM   #3
yyildirayy
Moderator
 
yyildirayy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Bulunduğu yer: ATATÜRK' ü inkar eden bizden değil; ondan bundandır
Mesajlar: 20,524
Teşekkürleri: 10,433
10,322 mesajına 22,098 kere teşekkür edildi.
yyildirayy - MSN üzeri Mesaj gönder
Zuupla
Hazreti mevlana' nın türbesini ziyaret etmek bu seneye nasip oldu
__________________

yyildirayy isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için yyildirayy kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
BurakƷ5 (19-02-2012), degazor35 (27-02-2012)

Alt 27-02-2012, 01:49 AM   #4
degazor35
TÜRK oğlu TÜRK
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: forumda bu kadar HIYAR varken,ortalığın CACIĞA dönüşmesi gayet mantıklı.Haklıysam,DAĞILIN !!!
Yaş: 44
Mesajlar: 5,878
Teşekkürleri: 8,433
3,725 mesajına 8,768 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Alıntı:
yyildirayy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hazreti mevlana' nın türbesini ziyaret etmek bu seneye nasip oldu
Allah nasib ettiği sürece her sene uğrarım,hiç boş geçmiş senem olmadı.Orada yapılan duanın gerçekleşmediği bir yılım geçmedi...

Aşağıda 2004 yılındaki ziyaretim mevcut,hatta görüntülerin bazı yerlerinde bende varım.

__________________
Bir avatarım bile yok!!!

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde;paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacaksın!

degazor35 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için degazor35 kullanıcısına teşekkür edenler:
DeRSaaDeT (27-02-2012)

Alt 27-02-2012, 08:52 AM   #5
DeRSaaDeT
Islambol
 
DeRSaaDeT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Bulunduğu yer: Hesaba Artik Hic Girmeyecegim.
Mesajlar: 6,402
Teşekkürleri: 6,132
2,916 mesajına 6,336 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Mesneviyi okumak istiyorum. Allah rahmet eylesin alime.

DeRSaaDeT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için DeRSaaDeT kullanıcısına teşekkür edenler:
degazor35 (27-02-2012)

Alt 27-02-2012, 11:27 AM   #6
degazor35
TÜRK oğlu TÜRK
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: forumda bu kadar HIYAR varken,ortalığın CACIĞA dönüşmesi gayet mantıklı.Haklıysam,DAĞILIN !!!
Yaş: 44
Mesajlar: 5,878
Teşekkürleri: 8,433
3,725 mesajına 8,768 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Alıntı:
DeLiBeBe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Mesneviyi okumak istiyorum. Allah rahmet eylesin alime.
Eğer okumadı isen;

daha önce "Aşkın göz yaşları" isimli 2 adet kitap var,birbirlerinin devamı niteliğinde.1 ve 2 yani,onları oku ve mesneviye öyle başla.
__________________
Bir avatarım bile yok!!!

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde;paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacaksın!

degazor35 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için degazor35 kullanıcısına teşekkür edenler:
DeRSaaDeT (27-02-2012)

Alt 06-05-2012, 06:51 PM   #7
*sparrow*
ProspectuS
 
*sparrow* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Bulunduğu yer: Cennet vataN
Yaş: 27
Mesajlar: 2,447
Teşekkürleri: 1,966
1,292 mesajına 2,514 kere teşekkür edildi.
Zuupla
teşekkürler güzel olmuş....

*sparrow* isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Etiketler
hayati, mevlananin


Currently Active Users Viewing This Article: 1 (0 members and 1 guests)
 
Makale Araçları
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:58 PM.

Forum Yasal Uyarı HH
Kullanılan Portal Sürümü : HH Portal
Script Sürümü : vBulletin Version 3.8.4 PL1
Seo Yazılımı : vBSEO ©2009, Crawlability, Inc
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz Internet Explorer 6+, Firefox 2.0.0.14+, Opera 9.52+, Safari 3.1.2+, Chrome 0.2.153.1+ ve 1024x768+ Ekran Çözünürlüğünde Test Edilmiştir.
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, bora@tabakoglu.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

HHPortal İçerik ve Yer Sağlayıcı İletişim Bilgileri İçin Tıklayınız.

Valid CSS!