HHPortal 1,408,183 Üye | 616,532 Konu | 5,100,694 Mesaj | 257 Online
Go Back   HHPortal > Hayatın İçinden > Her Telden

iddaa

Giresun " Sis Dağı "

 Hayatın İçinden Katagorisinde ve  Her Telden Forumunda Bulunan  Giresun " Sis Dağı " Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Bulutların altında en uzun horon ve 180 yıldır kutlanan şölen...Odcu Haftası Şenlikleri, Sis Dağı Yaylası'nın en çılgın zamanı. Kesin bir ...


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-03-2007, 07:44 PM   #1
react
Admin
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Bulunduğu yer: an insatiable prsn from hell
Mesajlar: 23,865
Teşekkürleri: 35,281
12,459 mesajına 39,178 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Lightbulb Giresun " Sis Dağı " Giresun " Sis Dağı "

Bulutların altında en uzun horon ve 180 yıldır kutlanan şölen...Odcu Haftası Şenlikleri, Sis Dağı Yaylası'nın en çılgın zamanı. Kesin bir tarihi yok. Temmuz ayının dördüncü cumartesi günü, ayın kaçıncı gününe geliyorsa o zaman yapılıyor ve 180 yıldır kutlanmasına rağmen kimselere duyurulmuyor. Sadece o bölgenin insanları bilir zamanını ve her yıl o insanlar, o cumartesi günü orada olurlar.

Belli belirsiz sorular var çocuk yüreğimde. Sabah yaylaya çıkılacak ve ben on yaşındayım. Yayla neresi, oraya nasıl gidilecek hiçbir fikrim yok. Sadece durmuş, ortalıktaki telaşı izliyorum. Babaannem her zamanki otoriter tavrıyla etrafa emirler yağdırıyor. Yayla onun hayatındaki en önemli ve asla vazgeçemeyeceği kavram. O, benim de yaylaya çıkmam yönünde kararını vermiş. Yüzüm solgun, zayıfım; yaylada yüzüm kızaracak, kilo alacak ve serpileceğim. Babama söylediği sözler bunlar.
Babamın ona diyeceği bir şey yoktu, çünkü babaannem, Kurtuluş Savaşı'nda düşmana karşı direniş gösteren 'çete' reislerinden Topal Osman Ağa'nın sağ kolu 'Deli Bilal'in kızıydı. Yirminci yüzyıl başlarında, Rus işgalinde en büyük kavgayı veren çete reislerinden biri 'Deli Bilal'in kızı başka türlü olamazdı. Onun, büyükbabam Mehmet Somuncuoğlu'ndan başka kimseden korktuğuna, çekindiğine tanık değildim. O, 'Bilal Kızı Fadime'ydi ve onun 'olur' dediği, olurdu!



'Çise geldi' ve 'Duman geldi' yayla insanlarının en çok kullandığı
deyişlerden ikisi. Çisede ve sis anlamında kullanılan dumanda yürümenin,
yüzü gerip cilde iyi geldiğine ve insanı gençleştirdiğine inanılıyor. Karadeniz sahillerine
çok uzak olmadığı için genellikle sis altında kalan yayla insanları birbirlerini,
ya kahvelerde ya da cuma namazlarında görüyorlar.

Bir sabah alacakaranlıkla yola düştük. Ben Bursa'da büyümüştüm ve yaylayla ilk defa tanışacaktım. Neler olacağını kavrayamıyor, yürüyordum. Etraftan yeni kafileler bize katılıyordu. Göçü yönetenlerin sert bağırışları arasında, ineklerimiz yanımızda tırmanıyorduk. Benim de yürütmek zorunda olduğum bir inek vardı. Çok sonra anladım ama o inekle birlikte bana da bir sorumluluk verilmişti. Yoruluyordum ama bir şey diyemiyordum. Kimse yorulduğunu söylemiyordu çünkü o gün yaylaya varılacaktı.
Aradan geçen onca yıla rağmen o göç aklımda yer edecek ve onu yaşarken asla sevmemekle birlikte, beni hep kendine çekecekti. Son yıllarda, Karadeniz vardı gönlümde; Giresun'un Sis Dağı'nda yaşanan, yurdun dört bir yanından, binlerce insanın akın akın geldiği bir şenlik vardı. Dağdaki 'Odcu Haftası Şenlikleri'ne yetişmek için geceyi yırtarak yol alıyordum. Yıllar önce 'Odcu Haftası'na gidecek miyiz' diye soran kızına cevap veren bir annenin şiveli sözleri çınlıyordu kulaklarımda: 'Gitcek. Gitcek. Küccük kazanı satcak yine gitcek.'
Karadeniz sahillerinde, Sakarya'nın Karasu ilçesinden tutun da, Artvin'e kadar yaylaların şenliği vardır. Bu şenlik Artvin üzerinden kıvrılıp Kars'a kadar devam eder. Her bir yaylanın kendine has dokusu, iklimi, otu, çiçeği ve insanı vardır. Hepsine yayla deyip geçenler birkaç gün orada yaşayınca anlarlar aralarındaki farkı. Yayladan yaylaya ineklerin kafalarına takılan süslü örmeler, keçilerin çanları, yayla evlerinin mimarileri değişir. Çalınan kemençe havalarıyla da birbirinden ayrılır yaylalar, 'Akçaabat Havası', 'Maçka Havası', 'Sis Dağı Havası' diye. Trabzon'dan öteye, Rize ve Artvin'e geçince ise kemençenin yerini tulum alır.



Karadeniz Bölgesi'ndeki şenliklerin hemen hepsinde horon
ekipleri var. Bunların arasında çok beğeni toplayanlardan biri
Akçaabat Horon Ekibi, Giresun'un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy'de
yapılan 'Kuşdili' şenliklerine sürekli katılıyor.


Sis Dağı'nın hafızası onlar: Yaşananları bilir, yıllar geçse de
unutmazlar. Sis Dağı'nda yaz kış yaşayan Hasan Demirbaş ve eşi
Zeynep Ana yaylanın elli yıllık tarihini beraber saklıyorlar.

Yaylacılık, her türlü gelenek ve göreneğiyle, Türklerin Orta Asya'dan getirdiği bir yaşam biçimi. Bir zamanlar, yaylalara çıkmak yaşamı sürdürmenin gereğiydi ve o günler bugünlerden çok uzak değil. Zaman içinde yaylacılık eski büyüsünü, yaşamsal işlevlerini kaybetmiş olsa da, geçmişte yaylalara saatlerce yürüyerek çıkan insanlar, şimdi kırklı yaşlarının üzerindeler. Birçoğu henüz daha o günlerin büyüsünü unutmuş değil.
Odcu Haftası Şenlikleri, Sis Dağı Yaylası'nın en çılgın zamanı. Kesin bir tarihi yok. Temmuz ayının dördüncü cumartesi günü, ayın kaçıncı gününe geliyorsa o zaman yapılıyor ve 180 yıldır kutlanmasına rağmen kimselere duyurulmuyor. Sadece o bölgenin insanları bilir zamanını ve her yıl o insanlar, o cumartesi günü orada olurlar.
Karadeniz malum, coğrafyanın şartlarından dolayı yerleşim yerleri birbirine uzak. Gençlerin birbirlerini görmeleri, tanımaları zor. Fakat görüşmeleri, gönüllerine ateş düşürerek, nesillerini devam ettirmeleri lazım.
Od, eski Türkçede ateş demektir ve hikâye işte budur. Odcu Haftası gönüllerin ateşlendiği haftadır.
Böyle bir ihtiyaçtan doğan hafta, zaman içinde bu özelliğini yitirip artık başka özellik kazanmış. Şimdi bir şenlik haftası.
Sis Dağı'nda bu yıl düzenlenen şölen de çok görkemliydi. Eski geleneklere uygun olarak, büyük toplanma yerine doğru gelen obalar kemençe eşliğinde buluşup, sabah başlayan horona katıldılar. Binlerce insan horon tepiyordu. Böylesine bir manzara dünyanın az yerinde görülür diye düşündüm. Kemençelerin, davul ve zurnaların sesi her yerden duyuluyordu. Aynı anda yere vuran binlerce ayağın, yeri sarstığını hissediyordum.



Sis Dağı Yaylası, iki ilin sınırında yer aldığı için, ikisinden de
göç alıyor. Yaklaşık 250 haneli Eynesil Obası yavaş yavaş betonarme
evlerle dolmuş. Geleneksel yayla evleri artık yok denecek kadar az.

Belli bir saatten sonra horondaki insan sayısı azalmaya başladı ve satıcılara gün doğdu. Horondan çıkanlar küçük ya da büyük birkaç hediye alıyordu.
Sis Dağı'nın Pazarlık Tepesi'ne gelen araçların plakalarında bütün illerin numaralarını görüyorum. Tepeye yayılan binlerce araç her yeri kaplamış. Bir dönem yolu bile olmayan Doğu Karadeniz Dağları'nın bu tepesi işgal altında. Geçmişte her yere yayılmış sarı zambaklardan bu yıl sadece bir tane görebildim. Gerisi çoktan yok olmuş.
Alışverişini bitirenler obalarının ya da sahildeki evlerinin yolunu tutuyorlar. Dönüş yolunda yoğun bir araç trafiği var, Pazarlık Tepesi'nden inmek bile saatler sürüyor. En rahat olanlar ise yaylacılar. Kısa sürede yayladaki evlerine ulaşıyorlar. Fakat evlerde de bir telaş var. O gün, şölen günü ve yakılan ateşte etler pişiriliyor.
Yaylanın meydanı sayılacak yerde iki kahve var. Biri yeni, betonarme, diğeri ise en az elli yıllık geçmişi olan ve yayla hatıralarının biriktiği, yaşandığı, yaşatıldığı Osman Emmi'nin kahvesi.
Kahve, bir zamanlar Kurtuluş Savaşı'nın gazilerinin kendi anılarını anlattığı yerdi. Sakarya, Dumlupınar, İnönü Savaşları'nı, Büyük Taarruz'u, Atatürk'ü görmüş gaziler ilk göçle yaylaya çıkarlar ve son göçe kadar yaylada kalırlardı. Çocukluğumda onların dizinin dibine oturur, söylediklerini aklıma kazımaya çalışırdım. Savaşlarda neler yaşadıklarını, cumhuriyeti nasıl kurduklarını anlatırlardı. Vakit gelince namaza giderler, namazdan çıkınca çaylarını içerek kaldıkları yerden anlatmaya devam ederlerdi. O yıllar, Sis Dağı'nın belki de son masal zamanlarıydı.



Tezgâhta sıkı dokunan dırmaç, Karadeniz kadını için
çok önemli. Çocuğunu da onunla sırtına sarıyor, dağdan topladığı
odunu da. İleri yaşına rağmen, tezgâhında dırmaç dokumaya devam
eden Havva Ana, dokuduklarını ya komşularına veriyor
ya da kendi kullanıyor.


Giresun ve Trabzon illerinin sınırları içinde kalan Sis Dağı'nda
her ilin giysileri ve onların taşıdığı anlamlar farklı. Nereden gelirlerse
gelsinler genç kızlar yaylada yöresel kıyafetlerini giyiyorlar. Öyle ki,
Almanya'dan gelen bir gurbetçi kızı bile yaylada
herkesle aynı kıyafetleri giyiyor.

Yaylada Osman Emmi yoktu artık. Gaziler çoktan göçüp gitmişlerdi. Kahve aynı kahveydi ama insanlar başkaydı.
Biz ailecek yaylacıyız. Amcam Coşkun Somuncuoğlu'na Sis Dağı'nı soruyorum. 'Sis Dağı'nın adı, vakitli vakitsiz yaylanın üzerine çöken sisten gelir' diyor. 'Bazen dumanla çise de olur, bunun altında yürümenin tadına doyum olmaz. Birkaç metre ötesi bile görülmez olur bazen. Bu aslında yürüyüşlere farklı bir güzellik ve gizem katar. Bu çise değdiği yeri hissedilecek kadar gerer, doğal bir güzellik katar insanın yüzüne, bütün kırışıklıkları yok eder. Yayla insanlarının yüzünde kırışıklar olmaz.'
Diğer amcam Hasan Somuncuoğlu, geçmişi anlatarak devam ediyor söze: 'Göç hazırlıkları günler öncesinde başlardı. Yatak denkleri hazırlanır, yiyecekler çuvallara konur, yükü taşıyacak atlar kiralanırdı.
Göç günü sabah güneşi ile atları yükler, yola düzülürdük. Dört saatlik bir yürüyüşle 'Molla Halil Suyu'na gelindiğinde ilk molamızı verirdik. Moladan sonra 'Armutlualan', 'Kabalak', 'Alçakçeşme' geçilir ve 'İnişdibi'ne varırdık. Bu aynı zamanda öğle molası demekti. Bundan sonra göçün en zor kısmı başlardı. Çünkü meşhur 'İnişdibi Yokuşu' tırmanılırdı. Yolun bu kısmı hepimiz için çok yorucu olurdu. İnişdibi Yokuşu'ndan sonra varılan ilk su kaynağında terli terli içilen su, yorgun vücutlarda şok etkisi yapardı. 'Sancılı Su' adını yıllar sonra çözdüm. Bence böyle denmesinin sebebi terli olarak içilen buz gibi suyuydu.
'Yaylaya vardığımızda yükler atlardan indirilir, ev temizlenir, yataklar tahta döşemeler üzerine serilirdi. Yatakların döşek kısmı ottan olurdu. Eğer yeterli yatak yoksa, yaylaya ulaşmamızın ikinci gününde ormana giderek çam pürleri keser ve bunları şilteye doldurarak yeni yataklar yapardık. 'Pür döşeği' dediğimiz bu yatakta uyumanın tadını hâlâ unutmuş değilim. 'Pür döşeği' doğanın bütün güzel kokularını taşırdı sanki.'
Yayladaki değişime karşı hafif bir sitemde de bulunuyor amcam: 'Yaylada zamanın nasıl geçtiğini bilmezdik. Yayla çocuklar için sınırsız özgürlük demekti. Hiç bitmeyen oyunlarımız vardı, 'çimen döğüşü', 'tahta arabayla sıyma', 'sakıza gitme', 'tezek döğüşü' gibi. Sanırım artık bu oyunlar, yaylada unutuldu. Yaylaya elektrik ve televizyon girdi çünkü. Şimdiki çocuklar maytap atıyor, torpil patlatıyor.'
Çocukluğumdan hatırlıyorum. Geçmişte büyüklerin farklı eğlenceleri vardı yaylada. Osman Emmi'nin kahvesinde ocakbaşı sohbetleri olurken, Dedenin Kahvesi'nde kâğıt oyunları oynanırdı. Hemen her gün ikindi vaktinde, Dedenin Kahvesi'nin arkasında, Mektep Yolu denilen mevkide küçük cep aynalarına nişan atışları yapılırdı. Atışlarda Mazino Dayı, Parabellum marka silahıyla birinciliği kimseye kaptırmazken, çarşamba günleri Gıdal Hasan ve Aşamoğlu Ahmet dayılar koyun keserlerdi. Çünkü perşembe ve cuma günleri yaylaya 'otçu' gelirdi. Bu, yılda bir kere yapılan 'Odcu Haftası' ile karıştırılmasın. 'Otçu gelme', aşağıdan bir grup insanın bir araya gelerek, yaylaya çıkmasının adıdır. Bu grup çoğu zaman kemençe eşliğinde horon teperek ve yayla havaları söyleyerek yayalaya doğru yola çıkardı. Silah atma bu küçük şenliğin bir süsüydü. Biz obanın çocukları, her perşembe günü boş kovan toplamak ve otçuyu karşılamak için dağın eteklerindeki 'Erkek Suyu'na kadar yollara düşerdik.
Otçuların yaylaya varıp obadakilerle buluşması ayrı bir şenlik olur, naralar daha gür atılırdı. Kemençe daha kıvrak çalar, silahlar hiç susmazdı. Böylece perşembe ve cuma günleri şenlik içinde geçerdi.
Yaylada bütün bir yazı böyle geçirirdik. Vakitler ekim ayına geldiğinde, çiğdemler, diğer ismiyle 'var git çiçekleri', bembeyaz açtığında artık yayladan göçme zamanı gelirdi. Bunu buruk ve hüzünlü bir sevinçle yaşardık. Dönüş hazırlıkları başlar, kazanlarla sütlaç yapılırdı. Yine sabah gündoğumuyla yollara düşülür ve göç aynı yerlerde mola vererek aşağıya inerdi.

Sis Dağı'nda bazı şeyler değişmiş ama yöre insanı için hâlâ değerli bir yer. Yürüyüş için zengin bir yayla. Gönlün istediği yer ve yön, bir yürüyüş güzergâhı. Ne tarafa doğru giderseniz gidin yaylanın güzelliğini yaşıyorsunuz. Dağın batısındaki Deliçoban Kanyonu'na yürüdük. Zaman zaman 70 dereceye ulaşan eğimle dört beş saat yürüdükten sonra doğal maden sularının kaynadığı bir vadiye vardık. Vadide başımızın üzerini kaplayan gürgen ağaçları vardı.
Yaylanın her mevsiminde açan çiçekleri farklı. Kar kalktığında nisan güneşiyle birlikte açan çiçekler yerini mayıs başı çiçeklerine bırakıyor, haziranda ise sarı ve mor ana renk olmak üzere türlü türlü ormangülleri açıyor. Her ormangülünün yöresel ismi var. Sarı açanına 'zifin', mor açanına 'komar' deniyor. Çiçeklerin renkli dünyası hemen hemen kasım başında ilk karlar düşene kadar devam ediyor.
Göçler eski yıllardaki gibi değil. Bazı yaylacılar hayvanlarını ve eşyalarını kamyonlara yüklerken bazıları da yayan iniyor 'cenük'e. Cenük aşağıların adıdır Karadeniz'de; sahillerin adı.
Geçtiğimiz kış Sis Dağı'na Trabzon'un Beşikdüzü, Şalpazarı, Geyikli ilçelerini izleyerek çıkarken Geyikli'yi geçince çam dallarına yığılan bembeyaz kar, ayrı bir güzellikti. Sis Dağı Yaylası'na doğru devam ettikçe her taraf bembeyaz oldu. Yayla kendi kimsesizliği içinde bembeyaz bir sessizliği yaşıyordu. Yayladan dönerken Ören köyü yolundan sahile doğru indikçe beyazlık azaldı. Gürgenlik mevkiinde sonbaharın sararmışlığını selamlayan ulu gürgenler ayrı bir güzelliği yaşatıyordu bakan gözlere. Sahile dönerken bu yolu kullanmamın nedeni, yolun sürekli iniş olması ve muhteşem manzaraydı. Sis Dağı'ndan Eynesil'e yaklaşık iki saat süren yolculuk başka bir keyif olmuştu.

Sis Dağı geniş bir bölgenin ismi. Dağın öteki yanında, yani güney yüzünde, Giresun'un Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy'de 'Kuşdili Şenlikleri' yapılıyor. Alan kalabalık. Sis Dağı yöresinde çobanların kendi aralarında yüzyıllar boyunca geliştirdikleri 'ıslık dili'ni bütün dünyaya tanıtmak amacıyla yapılıyor bu şenlik. Amcam İbrahim, Bekçi Hasan ile ıslıklaşır dururdu ben çocukken. Şimdi anlıyorum sebebini. Sohbet ederlermiş. Bu ıslık işi babam Ali Somuncuoğlu'nda da had safhada. Belki onda da Sis Dağı Yaylası'ndan kalmıştır diye düşündüm. Zaman zaman anlatırdı. Gençlik yıllarında Sis Dağı'nda katırcılık yapar, yük taşırmış. Islık dili, coğrafyanın doğurduğu bir iletişim biçimi ve günümüzde halen kullanılıyor.
Şenlik alanındaki bir kadının ıslığıyla beraber bir ıslık korosu başlıyor adeta. Her yandan ıslıklar yükseliyor. 1998 yılından itibaren Çanakçı Kaymakamlığı bu dili 'Kuşdili Şenlikleri' ile duyurmaya çalışıyor.
Şenlikte yapılan yarışmalarda Karadeniz insanının espri dolu dünyasına da tanık oluyorum. Aşağıdaki düzlükte yapılan şenlikte bir grup yarışmacı karşı dağın yamacındaki kişiye 'horon oyna' dediğinde karşıdaki başlıyor horona.
Çocuklar, erkekler ve kadınlar arasında üç kategoride ıslık dili yarışması düzenliyorlar. Üç kişi tören alanında, üç kişi de yaklaşık bir kilometre uzaklıkta, birbirlerine üçer soru soruyorlar. Sorular sonunda en doğru anlaşan grup büyük armağanı kazanıyor.
İlginç, ilginç olduğu kadar güzeldi de Sis Dağı'nın güney yüzü. Yıllar yılı yükseklerden seyrettiğim yerlere inmiştim. Şenlikten sonra dere boyunca yukarılara doğru devam ettim. Sis Dağı'ndan şelale oluşturarak inen dere, Görele Deresi ile buluşuyordu. Fırat Nehri'nin deli vadileri kadar çarpıcı olmasa da, burada da vahşi bir güzellik var. Köylere baktıkça, ıslıkla haberleşmenin gelişmemesi mümkün değil diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Yemyeşil bir vadi içindeki dik yamaçlara serpiştirilmiş evler sanki tutkalla yapıştırılmış gibi duruyor. Sis Dağı'nın zirvesinde yine sis var, adına yakışır bir halde.
Sis Dağı'nın öteki yüzünden dönüşüm yine Eynesil'e oluyor. Artık son günüm ya da gecem demem lazım. Kaç yıl daha 'Odcu Haftası Şenlikleri'ne katılmak üzere geleceğimi düşünüyorum. Çepni Türkmenlerinin Orta Asya'dan getirdikleri şölenleri kaç kere daha yaşayacağım? Sis Dağı'nda benim çocukluğumda yaşadığım göçler artık olmasa da bu masalı seviyorum ve tekrar tekrar yaşamaktan büyük bir keyif duyuyorum. Sis Dağı'nın 'duman'la kaplı 2 bin 382 metre yüksekliğindeki Kayasis zirvesinde dolaşırken bir masal yaşadım. Elmamı aradım ve buldum..


YAZI: SERVET SOMUNCUOĞLU / FOTOĞRAFLAR: AYTUNÇ AKAD / ATLAS
__________________


Come as guests, stay as family

react isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için react kullanıcısına teşekkür eden 21 üyemiz:
ŤêΧ⊠(05-03-2007), 1001Design (05-03-2007), Ali Sahin (05-03-2007), baal (04-03-2007), bim_28 (05-03-2007), ĦĄЯĄMÍ (04-03-2007), DayWalkerr (06-03-2007), gokhan28 (05-03-2007), Gs_Hacker™ (05-03-2007), jewel (05-03-2007), KıRmızıKız (05-03-2007), lazaslan (05-03-2007), lazzuri53 (05-03-2007), LLEHKCAH (05-03-2007), mrvodoo (05-03-2007), NoMaD1978 (04-03-2007), photoshopc (05-03-2007), SĦARK (05-03-2007), terteren (04-03-2007), Zeytin (04-03-2007)

Zuupla

Alt 04-03-2007, 07:49 PM   #2
kadymp
Turk4lyfe
 
kadymp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Bulunduğu yer: [B]in ne onemi var :) cok uzaklardayim cok...[/B]
Yaş: 26
Mesajlar: 803
Teşekkürleri: 242
218 mesajına 668 kere teşekkür edildi.
Zuupla
bak hasimdi koyumu ozledim aglasam mi acap az

kadymp isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 04-03-2007, 07:52 PM   #3
cagrikiran
Misafir
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4
Teşekkürleri: 5
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Abicim yaptığım biraz ayıp değilmi Trabzon köylerinin obalarını nasıl giresunun dağı diye sahiplenirsin. Pazarlık hangi tarafta Trabzonun değil mi kardeşim. Bizimde evimiz var orda hemşerim ama Giresun ve Trabzın yazsan daha iyi olurdu.

cagrikiran isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 04-03-2007, 07:52 PM   #4
Zeytin
Zeytin&Limon
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Bulunduğu yer: Hyderabad / India
Mesajlar: 9,910
Teşekkürleri: 11,508
4,374 mesajına 8,066 kere teşekkür edildi.
Zeytin - MSN üzeri Mesaj gönder Zeytin - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Zuupla
Haçan sen Rizede değilmiydin daa :D

Zeytin isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 04-03-2007, 08:18 PM   #5
baal
Fırtına tanrısı
 
baal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
Bulunduğu yer: rüzgarın geldiği
Yaş: 33
Mesajlar: 3,724
Teşekkürleri: 3,183
1,469 mesajına 3,010 kere teşekkür edildi.
Zuupla
daha neler var bu karadenizde inşllah turizm ciler oralarıda keşfedip mahvetmezler
eline sağlık

baal isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 04-03-2007, 11:09 PM   #6
NoMaD1978
Banned
 
NoMaD1978 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 35
Mesajlar: 985
Teşekkürleri: 1,255
419 mesajına 1,073 kere teşekkür edildi.
Zuupla
yeşil giresunum

NoMaD1978 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 05-03-2007, 01:55 AM   #7
sonsuzluğa
Moderator
 
sonsuzluğa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
Bulunduğu yer: Ayağın taşa mı çarptı, dön kalbine bak. ETTİN Mİ BULUYORSUN. KAÇARI YOK. ;)
Mesajlar: 26,665
Teşekkürleri: 18,472
15,287 mesajına 35,685 kere teşekkür edildi.
Zuupla
karadeniz çok güzel.

ama o son resimde başım döndü.

eline sağlık

sonsuzluğa isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 05-03-2007, 02:41 AM   #8
ŤêΧâŠ
Altın Üye
 
ŤêΧ⊠- ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2005
Bulunduğu yer: Çanakkale (253 bin şehit adına)
Mesajlar: 4,500
Teşekkürleri: 4,996
1,589 mesajına 3,384 kere teşekkür edildi.
Zuupla
sagolasın reactor ev arkadasım kuskoyluydü,ıslık nasıl konusuyolardı 4 sene kaldım yine de anlamadım yaw

ŤêΧ⊠isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için ŤêΧ⊠kullanıcısına teşekkür edenler:
react (05-03-2007)

Alt 05-03-2007, 02:43 AM   #9
PaSaKLI
♀ ♥ ♂
 
PaSaKLI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2005
Bulunduğu yer: Bana Bu SoruYu SorDuGun icin seni SaDeCe kInIyoRum..ahanda kINaDIm KIn KIn KIn :p
Mesajlar: 5,768
Teşekkürleri: 2,397
2,004 mesajına 6,788 kere teşekkür edildi.
Zuupla
ya orda top oynuyolar cok tehlikeli digilmi :S
__________________
__________________

PaSaKLI isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 05-03-2007, 03:34 AM   #10
Gs_Hacker™
Hα©ĸεя
 
Gs_Hacker™ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2006
Bulunduğu yer: ...
Mesajlar: 2,683
Teşekkürleri: 1,837
760 mesajına 3,034 kere teşekkür edildi.
Gs_Hacker™ - İCQ üzeri Mesaj gönder Gs_Hacker™ - AİM üzeri Mesaj gönder Gs_Hacker™ - MSN üzeri Mesaj gönder Gs_Hacker™ - YAHOO üzeri Mesaj gönder Gs_Hacker™ isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Zuupla
cocukları tutun yaw duscekler simdi

Gs_Hacker™ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 05-03-2007, 03:37 AM   #11
the last_hsyn
Misafir
 
the last_hsyn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2005
Bulunduğu yer: trabzon
Yaş: 30
Mesajlar: 6
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Kızmak yok valla dün sis manzarasına bakıp iki yudum çay içtim.Memleket ağasar doğancı köyü sis dağının tam karşısı... Bildiğiniz gibi hala karlı tepeleri...Yazın herkesi bekleriz..

the last_hsyn isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 05-03-2007, 03:49 AM   #12
_MAMİ_
ƒσяєωєя ℓσνє™
 
_MAMİ_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2006
Bulunduğu yer: 192.168.2.1
Yaş: 26
Mesajlar: 1,376
Teşekkürleri: 1,424
336 mesajına 582 kere teşekkür edildi.
_MAMİ_ - MSN üzeri Mesaj gönder
Zuupla
of of of hey gidi memleketim nasi özledum seni...

_MAMİ_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla

Alt 05-03-2007, 11:43 AM   #13
lazaslan
Sadık Üye
 
lazaslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
Bulunduğu yer: istanbulanadolu
Yaş: 42
Mesajlar: 2,501
Teşekkürleri: 3,372
1,150 mesajına 2,669 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Emeğine sağlık reactor.
Çok güzel bir paylaşım olmuş.
Ben de Sis Dağı'nı görmüş biri olarak bizim yani Trabzon sınırları içinde sanıyordum.
Giresun'la sınırda olduğunu bu yazıyla öğrendim.
Gerçi nerde olduğu hiç farketmez.
Çünkü doğu Karadeniz'in her tarafı bizdendir.
Doğu karadenizin yaylalarının çoğunu gezmiş biri olarak kendimi çok şanslı sayarım.
Bence dünyanın YEŞİL'e dair bütün güzellikleir sanki o yörede toplanmış.
Abarttığımı düşünenler varsa gidip kendi gözleriyle görsünler derim ben.

Yıllar önce bir kez biz de bir kez Sis Dağı'na çıkmıştık. Sanırım mart ayları filandı.
Yanlış hatırlamıyorsam Beşikdüzü'ünden yukarı vurmuş ve taşlı bir yoldan 1,5 saatlik minibüs yolculuğuyla yaylaya varmıştık.
Araba parkettiğinde ben başıma giren şiddetli ağrı yüzünden arka koltukta yığılıp kalmıştım.
Normalde zaten çok sık başağrısı çekerim.
Ama bu yaşıma geldim , hayatta çektiğim en şiddetli 3-5 başağrısından biri odur.
Nedenini bana oksijen çarpması olarak açıkladılar.
Zaten yarım saat kadar sonra kendiğinden geçti.
Ama beynim yerinden çıkacak orada öleceğim sanmıştım.
Bu da benim o yaylaya ait bir anımdır. Paylaşmak istedim.
Bence Türkiye dünyanın en güzel ülkesi.
Karadeniz de bunun güzel bir örneği.
Fırsat bulabilirseniz mutlaka gidip görün.
Neler kaçırdığınızı farkedeceksiniz....

lazaslan isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için lazaslan kullanıcısına teşekkür edenler:
ŤêΧ⊠(05-03-2007)

Alt 05-03-2007, 12:55 PM   #14
bim_28
Altın Üye
 
bim_28 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2005
Bulunduğu yer: İyilik
Yaş: 14
Mesajlar: 5,223
Teşekkürleri: 3,050
1,775 mesajına 13,843 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Alıntı:
cagrikiran Nickli Üyeden Alıntı
Abicim yaptığım biraz ayıp değilmi Trabzon köylerinin obalarını nasıl giresunun dağı diye sahiplenirsin. Pazarlık hangi tarafta Trabzonun değil mi kardeşim. Bizimde evimiz var orda hemşerim ama Giresun ve Trabzın yazsan daha iyi olurdu.

Ağasar'ın Balını (Oy Asiye Asiye)

Giresun/Görele-Ömer Akpınar-Ömer Akpınar

Ağasarın Balını (Da)
Gel Salını Salını
Adam Cebinde Daşır (Da)
Senin Gibi Gelini
Oğol Nazim'im Oğol

Oy Asiye Asiye
Tütün Goydum Kesiye
Anan Seni Verecek De
Bir Bağ Pirasiya
(Bir Evlek Pirasiya)
Oğol Nazim'im Oğol

Sis Dağının Başları (Da)
Kesme Kesme Daşları
Adamı Öldürüyü
Nazlı Yarin Gaşları
Oğol Nazim'im Oğol

Oy Asiye Asiye
Tütün Goydum Kesiye
Anan Seni Verecek De
Bir Bağ Pirasiya
(Bir Evlek Pirasiya)
Oğol Nazim'im Oğol

Sis Dağının Başları (Da)
Küfür Küfür Esiyu
Baban Bu Yıl Gurbanı (Da)
Çifter Çifter Kesiyu
Oğol Nazim'im Oğol

Oy Asiye Asiye
Tütün Goydum Kesiye
Anan Seni Verecek De
Bir Bağ Pirasiya
(Bir Evlek Pirasiya)
Oğol Nazim'im Oğol

KAYNAK:
SİS DAĞI YAYLASI







Giresun İli Görele İlçesinin sahile 40 km. mesafedeki en büyük dağı olan Aladağ�ın en yüksek tepesi Alimeydan (Sis) Dağı 2182 metre yüksekliktedir. Ağaç yetiştirme sınırı üzerinde çayırlar ve kır çiçekleri ile kaplı, çok geniş bir alana yayılmış küçük yaylalar topluluğundan meydana gelmiştir. Trabzon ve Giresun İlleri sınır bölgesinde yer alan bu yörede Temmuz başına kadar karlar erimez. Bu gruba dahil Sispazarı yaylası, Erikbeli Turizm Merkezinin 25 km. kadar kuzeybatısında yer alır. Sis Dağına Giresun-Eynesil yakınlarından sahilden içeri giren yaklaşık 40 km.lik köy yolu ile ulaşılabilir.

Ham toprak yola sahip yaylaya sezonda vasıta bulmak mümkündür. Su ve elektriğin mevcut olduğu yaylada yaz aylarında bakkal ve kasap gibi hizmetler bulmak mümkünse de konaklama imkanı yoktur.

Her yıl Temmuz ayının üçüncü Cumartesi günü yapılan �Sis Dağı Şenlikleri� yöredeki çok sayıda köy ve obadan gelenlerin katılmasıyla kutlanır.

Sis Dağı Yaylasında Orman Bölge Müdürlüğünce tesis edilen 10 hektar alana sahip orman içi piknik alanı, günübirlik rekreasyona hizmet vermektedir. Sis Dağı �C Statüsünde Milli Park� olarak korunmaya alınmıştır.

KAYNAK: GİRESUN VALİLİĞİ

Diğer Yaylalarımız

KARAGÖL DAĞLARI VE YAYLALARI









Karagöl Dağları; Dereli İlçesinin güneybatısında, Giresun-Ordu-Sivas İllerinin birleşme noktasına yakın bir konumda, Giresun�un en yüksek ikinci dağı konumunda 3107 metre yükseklikte bulunmaktadır. Karagöl Dağında bulunan; Karagöl Krater Gölü çevresindeki çayırlarla kaplı alanlar yörenin en meşhur yaylalarından birini oluştururlar. Dağın kuzeybatısında Ordu İli sınırına yakın olan bölgede Elmalı, Bozat Taşı ve İnboynu obalarıyla çevrili 3107 metrelik Karagöl tepesinin hemen altında bir buzul gölü olan Aygır Gölü bulunmaktadır. Doğuya doğru gittikçe dağdaki en büyük göl olan Karagöl Gölü ve bu gölün Aksu köyüne doğru inen vadisinde Bağırsak Gölü bulunmaktadır. Bağırsak Gölü�nün biraz altında ise Eğrikaya Obası yer alır. Karagöl Dağlarının en doğusunda bulunan 3040 metre yüksekliğindeki Kırklar tepesinin kuzey batı yamacında Camlı göl, doğu yamacında Sağrak Göl bulunur. Sağrak Göl�ün alt tarafındaki vadide ise Kanıağıl, Avşar, Yukarı Belen ve Aşağı Belen obaları yer alır. Yürüyüş sporuna çok elverişli olan Karagöl dağlarında yaz aylarında rehber eşliğinde yürüyüş yapılabilir.

ÇAKRAK YAYLASI



Giresun�a yaklaşık 80 km. uzaklıktaki Çakrak yaylasına Yağlıdere ve Kümbet yaylası üzerinden ulaşmak mümkündür. Çakrak merkezinde 3 kemer köprü, iki tarihi kilise kalıntısı, Çakrak yakınlarındaki Kırkharman Obasında sağlam bir kilise ile beş değirmen kalıntısı bulunmaktadır. Ayrıca Çıkrıkkapı Obası�nda 7 km uzunluğundaki �Hacı Abdullah Duvarı� görülmeye değerdir.

PAŞAKONAĞI YAYLASI



Denizden 1450 m. Yüksekliktedir. Yaylaya Bulancak İlçesi Kovanlık beldesinden ulaşılmaktadır. Paşakonağı yaylası sarı, mor ve beyaz açelyaları (orman gülleri) derin vadileri ve bu vadilerdeki şelaleleri ile ünlüdür. Yaylada konaklamak için buraya 5 km. uzaklıktaki Sarıalan Orman Tesislerinden yararlanılabilir. Tesisin bulunduğu geniş çayırda çadır kurmakta mümkündür. Yaylada gezilip görülebilecek doğal güzellikler Karasay Şelalesi, Geçilmez Vadisi, Çiğseli Gölü ve Kızılot Çayırıdır.

MELİKLİ OBASI YAYLASI


Kulakkaya�nın hemen yakınındaki Melikli Obası Yaylası, çevresi ladin ormanları ile çevrili, orman gülleri ve yabani açelyalarla bezenmiş çim sahaları ile güzel bir peyzaja sahiptir. Düşük vasıflı toprak yolu dağlardan küçük şelaleler yaparak inen derelerle kesilir.

Yaylada günübirlik piknik için gerekli yiyecekler temin edilebileceği gibi, 2 km mesafedeki Yavuzkemal yerleşmesinde sağlık ve PTT hizmetleri de bulunmaktadır. Organize tesis bulunmayan yayladan günübirlik piknik amacıyla yararlanılmaktadır.

ANASTOS YAYLASI

Alucra İlçesinin güneydoğusunda yaklaşık 10 km. uzaklıkta bulunan yaylaya Kamışlı köyü üzerinden ulaşılmaktadır. Elektrik su ve telefona sahip yaylada yapraklı ve iğneli ağaçlardan oluşan kırma bitki örtüsü ilginç bir peyzaj sergiler. Yayla yolunun iyileştirilmesi ve düzenli piknik alanı tesisi ile yaylanın Alucra�ya daha iyi bir hizmet vermesi sağlanır.

TAMDERE YAYLASI



Kümbet ve Bektaş yaylalar grubu gibi, Tamdere yaylası da Dereli İlçesi sınırları içinde ve Giresun-Şebinkarahisar yolu üzerindedir. Asfalt devlet yolu ile ulaşılan Tamdere, Giresun�a yaklaşık 70 km. Şebinkarahisar�a ise 27 km. uzaklıktadır. Karayolu kenarında kalan muhafazalı bir vadi içerisinde bulunan yayla yerleşmesi, çiçeklerle bezeli çayırlarla kaplı tepelerle çevrilmiştir.

Elektriği ve suyu bulunan yayla genellikle Şebinkarahisar yöresi halkı tarafından kullanılmaktadır.

DİĞER YAYLALARIMIZ

Bunların dışında Giresun�da daha bir çok mahalli yayla bulunmaktadır. Genelde hayvancılık ve diğer ekonomik faaliyetler için kullanılan yaylalardan yazın reaksiyon amacıyla da yararlanılmaktadır. Yukarıda saydığımız yaylalar haricinde diğer yaylalarımızın en fazla bilinenleri Bulancak Sanalan, Dereli Çağman ve Isırganlı, Alucra Çakrak, Güllüce, Tohumluk, Seydişıh, Aydın, Çamlı, Akyatak, Ağalıkkıranı yaylaları, Eynesil Panayır, Kanatdüzü, Tirebolu Kavraz, Ağaçbaşı, Espiye Çalal, Günlük, Karadoğa, Karaovacık, Şebinkarahisar Kınık, Eğribel, Başyayla ve Tutak yaylalarıdır.

YAYLA ŞENLİKLERİNİN DOĞUŞU

Yayla şenliklerinin temelinde Doğu Karadeniz Bölgesinde yaygın bir gelenek olan �OTÇU GÖÇÜ� yatmaktadır. Mısırların 20-30 cm. büyüdüğü zamanlarda aralarda sık biten kısımların araları 30-40 cm. açılacak şekilde sökülmesine �SIK KAZMA� dibindeki otların ikinci kez temizlenmesine ve fındık bahçelerindeki otların tırpan veya oraklar la biçilmesine de �OT BİÇME� denilmektedir.

Bu işlerden iyice yorulan ve işleri biten cenikliler (köy ve şehirlerde oturanlar) yorgunluklarını atmak ve eğlenmek için temmuz ayı içinde yaylalara yaptıkları toplu gezi ve ziyaretlerine �OTÇU GÖÇÜ� denir. Zaman olara mısır otunun alınması ile fındık toplamaya başlama zamanı arasında kalan 15-20 günlük süredir. Genellikle Perşembe ve Cuma günü yaylaya götürülecek yiyecek ve giyecekler paketlenir, yola çıkılır. Geçmişin getirdiği örf-adet gereği yolculuk sırasında pınarbaşlarında oturulur. Yenilir � içilir türkü ve horanlar söylenir.

Bu güzel geleneklerin kaybolmaya yüz tuttuğunun sezinlenmesi üzerine eski günlerin tekrar yaşanması amacıyla yayla şenlikleri düzenlenmeye başlanılmış ve büyük ilgi görmüştür.

YAYLALARIMIZDAN ÇEŞİTLİ GÖRÜNTÜLER

Gölyanı Yaylası



Aymaç Yaylası


(Her sene mutlaka ordayız )

Eğriambar Yaylası



Eğriambar Yaylası

__________________
Bir zamanlar 56K modem ile 14.4 kbps ile eziyet çekiyorduk.

Şimdi ise bu hız yetmiyor.

http://www.speedtest.net/result/1054075649.png

bim_28 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için bim_28 kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz:
jewel (05-03-2007), KıRmızıKız (05-03-2007), lazaslan (05-03-2007), lazzuri53 (05-03-2007), NoMaD1978 (08-03-2007), react (05-03-2007), SĦARK (05-03-2007)

Alt 05-03-2007, 01:28 PM   #15
SĦARK
Lord Of The Game
 
SĦARK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Mesajlar: 8,758
Teşekkürleri: 8,621
4,546 mesajına 20,048 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Şu Manzaraya Bak Yaw Mükemmel Bişey Ellerinize Sağlık react0r - bim_28

SĦARK isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için SĦARK kullanıcısına teşekkür edenler:
bim_28 (05-03-2007)

Cevapla

Etiketler
giresun, sis dagi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:31 PM.

Forum Yasal Uyarı HH
Kullanılan Portal Sürümü : HH Portal
Script Sürümü : vBulletin Version 3.8.4 PL1
Seo Yazılımı : vBSEO ©2009, Crawlability, Inc
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz Internet Explorer 6+, Firefox 2.0.0.14+, Opera 9.52+, Safari 3.1.2+, Chrome 0.2.153.1+ ve 1024x768+ Ekran Çözünürlüğünde Test Edilmiştir.
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, bora@tabakoglu.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

HHPortal İçerik ve Yer Sağlayıcı İletişim Bilgileri İçin Tıklayınız.

Valid CSS!