HHPortal 1,409,112 Üye | 615,335 Konu | 5,101,422 Mesaj | 488 Online
Go Back   HHPortal > Hackhell BOYS > Erkekçe Cinsellik ve Sağlık

ukash

Erkek hastalıklarını tanıyalım

 Hackhell BOYS Katagorisinde ve  Erkekçe Cinsellik ve Sağlık Forumunda Bulunan  Erkek hastalıklarını tanıyalım Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Andropoz Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik ...


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-11-2010, 02:44 PM   #1
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Erkek hastalıklarını tanıyalım Erkek hastalıklarını tanıyalım

Andropoz
Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor.

"Andropoz "olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.

Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.


Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,
2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,
3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,
4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),
5. Organ yağlanmasında artış.

Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır.

39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.

65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
ecstasy (04-11-2010), Hyperion (04-11-2010), mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012), SEYDİALİ (01-02-2011)

ukash

Alt 04-11-2010, 02:45 PM   #2
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Balanit
Balanit, glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır. Oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Sünnet olmamış erkeklerde, özellikle sünnet derisinin daralması nedeniyle kolaylıkla geriye çekilemediği durumlarda, sünnet olmuş erkeklere kıyasla daha fazla görülür.

Belirtiler : Penisin ucunda kızarıklık ve tahriş.

Balanitin birçok çeşidi vardır. Nedenlerinden bazıları; böbrek yolları enfeksiyonu, penise sürtünen kumaşın tahrişi veya kumaşın temizlenmesi ya da yapımında kullanılan kimyasal maddeler ve doğum kontrol kremlerine reaksiyon, olabilir. Şeker hastası erkeklerde, idrarda fazla şeker bulunması nedeniyle, balanitis çok sık görülür. Mantar enfeksiyonu da sık rastlanan bir sebeptir.

Teşhis

Penisteki tahriş bir iki gün içinde geçmezse doktorunuza veya bir üroloğa danışmak gereklidir. Doktor penisi inceleyerek ve daha ciddi enfeksiyon ihtimalinin olup olmadığını anlamak için testler yapacaktır. Balanit teşhisi konursa da, şeker hastalığı ihtimalini gözönünde tutarak idrar testi uygulayacaktır.

Tedavi

Balanit tedavisinin temeli temizliktir. Sünnet derisi kolaylıkla geri çekilemeyen bir erkekte balanit in iyileşmesi ve önlenebilmesi için sünnet yapmak gerekebilir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarını iyileştirmek için antibiyotikler ve mantar ilaçları kullanılır

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012), SEYDİALİ (01-02-2011)

Alt 04-11-2010, 02:47 PM   #3
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Couvade Sendromu
COUVADE SENDROMU: ERKEKLERDE GEBELİK BELİRTİLERİ
Couvade Sendromu na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşıyor.

Couvade Sendromu denilen hastalık, eşleri gebe kalan erkeklerin kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşaması anlamına geliyor. Bu semptomlar arasında mide, bağırsak sistemi rahatsızlıkları, karın büyümesi, iştahta değişme, kokuya hassasiyet, sırt ağrıları, bacak krampları, halsizlik, uyku yakınmaları, diş ağrısı, deride isilik, bayılma ve kilo alma yer alıyor. Couvade Sendromu yaşayan baba adaylarına yaşadıkları bu semptomların hastalıktan daha çok ebeveynlik konusundaki yetersiz bilgilenmelerinden kaynaklandığının açıklanması gerekiyor. Uzmanlar, bu sendromu yaşayan baba adayının kaygıları ile başa çıkamaması durumunda, destekleyici psikoterapi tedavisi görmesi konusunda uyarıyorlar.

Semptomlar, gebeliğin ilk üç ayının sonunda başlayıp, ikinci üç ayında artarak ve doğum gerçekleşene kadar sürüyor. Uzmanların 267 çift üzerinde yaptıkları çalışmada, erkeklerin yüzde 22.5 inin Couvade Sendromu yaşadıkları belirlendi. Ayrıca Couvade Sendromu yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında davranışsal olarak anlamlı farklar bulundu. Gebelik öncesi, gebelik esnası ve sonrasında yapılan ziyaretlerde, Couvade Sendromu yaşamayan erkeklerde sabit bir düzey bulunmasına rağmen, sendromu yaşayan erkeklerde her ziyarette semptomların iki kat arttığı gözlendi.

Türkiye de 2002 yılında 150 çift üzerinde yapılan araştırmalarda ise eşlerinin gebelikleri sırasında baba adaylarının yarısından fazlasının endişe hali yaşadıkları, yaklaşık üçte birinin kendisini normalden daha iyi hissettikleri, bunlar içerisinde, yüzde 28 inin yorgunluk ve çabuk yorulma, yüzde 26 sının diş ya da diş eti ağrısı, yüzde 23 ünün sık idrada çıkma, yüzde 20 sinin normalden daha az aktif oldukları saptandı.

Uzmanlar baba adayı olmayı bekleyenlerde yaşanan semptomların, hamileliğe hissi olarak katılmaya, önceki çocuk sayısına, dini inanca, yaşadıkları strese ve hamilelik döneminden önceki sağlık durumlarına bağlı olarak ortaya çıkacağını belirtti.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012), SEYDİALİ (01-02-2011)

Alt 04-11-2010, 02:48 PM   #4
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Epididimit
Her bir testisin gerisinde spermleri sperm kanallarına taşıyan kıvrımlı bir boru bulunur. Bu boruya epididim denir. Epididimit bu borunun iltihaplanmasıdır. Dokunulduğunda şişen bölgenin sıcak ve sosis gibi gergin olduğu hissedilir. Epididimit e genellikle bakteriler neden olur. Bazen bakteriler olmaksızın, bilinmeyen nedenlerden de ortaya çıkabilir.

Belirtiler

- Skrotumda genellikle şiddetli ve birkaç saat veya gün içinde yavaş yavaş artan ağrı;

- Ateş;

- şişme.

Teşhis

Testislerde birkaç saat içinde yavaş yavaş artan ağrı, ateş de varsa epididimiti akla getirir. Genellikle tek testis etkilenmiştir. Doktor enfeksiyonu meydana getiren organizmaları saptayabilmek için, idrar ve prostat bezi salgısı alabilir.

Epididimit genellikle cinsel organlara bir zarar vermeden ilaçla tedavi edilebilen akut bir rahatsızlıktır. Çok daha ender olarak ortaya çıkan kronik epididimit, iyileşebilmek için cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

İlaç Tedavisi

Bakteri kökenli epididimiti geçirmek için genellikle antibiyotikler kullanılır. Aynı bakterinin bulaşmış olma ihtimaline karşı eşin de tedavisi gerekli olabilir.

Diğer Tedaviler

Epididimit in tedavisi için ayrıca, yatak istirahati, skrotuma buz torbası koymak, skrotu mu kaldırmak

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
ecstasy (04-11-2010), mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012), SEYDİALİ (01-02-2011)

Alt 04-11-2010, 02:49 PM   #5
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Hidrosel
Hidrosel terimi Yunanca hydro: su, ve cele: tümör kelimelerinden gelir. Testiste hidrosel, testisi saran kılıfta sıvı toplanmasıyla oluşur. Normal olarak kılıfta sadece testisi kayganlaştıracak kadar sıvı bulunur. Bu miktarın artmasının nedeni, vücudun ya çok fazla sıvı üretmesi veya yeterince sıvıyı emmemesidir.

Belirtiler : Skrotumda yumuşak, genellikle ağrısız şişkinlik.

Hidroseller skrotumda çok görülen kitlelerdendir, tek veya her iki testisde de görülebilir. Her yaşta görülebilirse de yaşlı erkeklerde daha yaygındır.

Teşhis
Hidroseli tümör veya diğer şişliklerden ayrılabilmek için doktor, şiş bölgeyi dikkatle inceler ve büyük ihtimalle skrotuma bir ışık tutar. şişkinlik sebebi hidrosel ise ışığı geçirir. Ağrısız bir ultrasonografi muayenesi de uygulanabilir.

Hidrosel tehlikeli değildir. Skrotumun çok şişmesi nedeniyle fazla rahatsızlık vermiyorsa, tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat
Hidrosel tedavi gerektiriyorsa, ameliyat gereklidir. Sıvı bir iğne ve şırınga ile de çekilebilir (aspire etmek). Bu yöntem çok basittir, ama sıvı yeniden birikeceği için çok ender uygulanır. Ayrıca iğne ile boşaltma, enfeksiyon bulaştırmak tehlikesi nedeniyle risklidir. Aspirasyon sadece, ameliyatın tehlike oluşturduğu hastalara uygulanır.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), SEYDİALİ (01-02-2011)

Alt 04-11-2010, 02:50 PM   #6
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Hipospadiyas
Halk dilinde peygamber sünneti veya yarım sünnet...

Peygamber sünneti ya da yarım sünnet olarak da bilinen hipospadiyas erkek çocuklarda görülen doğumsal bir anormalliktir. Bu çocuklar ameliyat öncesinde asla sünnet ettirilmemelidir. Hipospadyasın tedavisi cerrahidir. İdeal tedavi yaşı 6 ay ile 1 yaş arasıdır, geciktirilmemelidir.

Erkek çocuklarda cinsel organlarının ucunda olması gereken dış idrar deliğinin, penisin alt yüzeyinde bir yere açılması şeklindeki anormalliğin ismi tıp dilinde hipospadyastır. Böyle çocuklar adeta yarım sünnet olmuş gibi doğarlar, dikkatle bakıldığında idrarlarını bacaklarına doğru ve penisin altından yaptıkları farkedilir. En uçta deliğe benzer bir görünüm olsa bile burası kördür ve idrar buradan gelmez.

Hipospadyas, oldukça sık rastlanan bir doğumsal anormalliktir. Ortalama 150 erkek çocuktan birisinde bulunur. Ailevi geçiş vardır ve hipospadyaslı babaların çocuklarında görülme riski fazladır.

Peygamber sünnetli veya yarım sünnetli çocuklar

Halk arasında peygamber sünnetli veya yarım sünnetli deyimleri hipospadyaslı çocuklar için kullanılır. Gerçekten böyle çocuklarda hem idrar deliği uçta olmaz, hem de alt yüzde sünnet derisi olmaz. Sünnet derisi penisin sırtında yarım olarak yaratılmıştır ve penisin baş kısmını örtmez. Peygamber sözcüğü elbette olumlu bir ifade taşıdığı için, bu durumun bir lütuf olduğu düşünülmemelidir.

Böyle çocuklarda sünnet derisi adeta bir horoz ibiği gibi penisin sırtında toplanmıştır. Peygamber sünneti deyimi olumlu izlenim bıraksa da, bu durum bir lütuf değil tam tersine hipospadyas anomalisinin bir parçasıdır. Pratik olarak her hipospadyaslı çocuk aynı zamanda yarım sünnetlidir.

Nasıl farkedilir?

Dikkatli anne-babalar sünnet derisinin yarım şeklini farkederler ve bu durumun anormal olduğunu düşünerek çocuk hekimlerine başvururlar.

Bazen idrarın uçtan fışkırmadığını, altta bir delikten yapıldığını farkederler. İdrarın yapıldığı delik çoğunlukla uca yakın olsa da bazı çocuklarda hatalı delik torbaların arasında veya anüsün önünde bile olabilir. Böyle çocuklar çişlerini aynı kız çocukları gibi yapabilirler.

Hatalı idrar deliği olması gereken yerden, yani penisin ucundan ne kadar uzaktaysa anormallik o denli ağır olur. Bazen de cinsel organdaki eğrilik anne-babaların dikkatini çeker.

Çocuk sahibi olabilirler mi?

Yanlış tedaviler uygulanmazsa hipospadyaslı çocuklar da ileri de çocuk sahibi olabilirler. Özellikle eğriliğin tam düzeltilmesi, hem çocuk sahibi olma yönünden hem de cinsel münasebette sorun olmaması yönünden çok önemlidir. Ancak zamanında ve modern cerrahi tedaviler ile yapılan müdahale ile bu sorunlara karşı tam düzelme sağlar.

Diğer sorunlar neler?

Hipospadyaslı çocukların yüzde 10 kadarında hatalı delik dar olur. Böyle vakalar incecik işerler ve çişlerini bitirmeleri uzun zaman alır. Tedavi edilmezse bu darlık nedeni ile böbrekler bozulabilir. Ayrıca hipaspadyaslı çocuklar bu olayı farkettiklerinde ciddi psikolojik rahatsızlıklar gelişebilmektedir.

İdeal tedavi yaşı nedir?

İdeal ameliyat yaşı 6 aylık ile 1,5 yaş arasıdır. Bu yaştaki çocuklarda hem ameliyat, hem ameliyat sonrası bakım büyüklere oranla çok daha kolaydır. Ayrıca bu yaşlarda ameliyat edilerek tedavi olan hastalar ileride başlarından böyle bir olay geçtiğini de hatırlamazlar. Bu da önemli bir avantajdır. Bu yaşları kaçırmış olan çocuklarda ise daha fazla bekletmeden bir an önce ameliyat yapılmalıdır. Üst yaş sınırı yoktur.

Hipospadyas ameliyatının hedefleri

Cerrahi tedavideki ana hedefler 4 tanedir:


Eğriliği tamamen düzeltilmiş, özellikle sertleşme olduğunda tam düz bir penis.


Pipinin tam ucundan karşıya doğru fışkırtarak işeyebilme.


Dış görünüm olarak sünnetli bir çocuk görünümünü elde etme.


Böyle bir anormalliğin olduğunun farkına varmadan küçük yaşta tedavi.

Asla sünnet yapılmamalı!

Bu çocukların ameliyatlarında yarım sünnet derisi çok işe yarar. Öncesinde bu çocuklar asla sünnet ettirilmemelidirler. Ameliyatın bitiminde zaten sünnet de olmuş olurlar.

Ameliyatı çok mu zor?

Ameliyat, hayati risk taşımasa da son derece hassas ve ince bir iştir. Büyüteçli gözlüklerle, özel iplikler kullanılarak bu işte uzmanlaşmış çocuk cerrahisi veya çocuk ürolojisi uzmanlarınca yapılmalıdır. Tecrübenin rolü o denli önemlidir ki, yurt dışında işlerinin büyük bir bölümü sadece bu ameliyatları yapmak olan hipospadyologlar vardır. Tecrübeli ellerde genellikle tek ameliyatla netice almak ve düzgün görünümlü penisler elde etmek mümkündür. Çok nadir olarak ikinci ameliyat gerekir. Ameliyat esnasında, eğrilik varsa düzeltildikten sonra çoğunlukla sünnet derisi kullanılarak idrar borusu uca kadar uzatılır. Çocuk böylece sünnet de olmuş olur.

Ameliyatın kendisi gibi, ameliyat sonrası bakımın da birçok incelikle dolu olduğu unutulmamalıdır. Uygun modern yöntemlerle yapılan ameliyat sonrası da, ameliyat kadar rahat ve başarılı geçebilir. Hastalar genellikle bir gece hastanede tutulduktan sonra evlerine yollanılır. Yaklaşık 10 gün içinde ameliyatın başarısı anlaşılır.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012), SEYDİALİ (01-02-2011)

Alt 04-11-2010, 02:51 PM   #7
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
İnmemiş testis
Doğumdan önce testisler erkek bebeğin karnında gelişir. Genellikle skrotum içindeki yerlerine doğumdan bir ay önce inerler. Erkek bebeklerin küçük bir yüzdesi bir veya her iki testisi skrotuma inmemiş olarak doğar.

Belirtiler : Skrotum içinde iki yerine tek testis bulunması.

Bu bebeklerin çoğunda testisler, birkaç yıl içinde hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın, kendiliklerinden skrotumun içine inerler. Bazı yakalarda ise ilaç veya ameliyat gerekebilir. 5 yaşına kadar inmemiş olan testis ilerideki hayatında kısır hale gelir.

Teşhis için geniş bir çalışma gerektiren, daha az rastlanan bir takım nedenler de olabilir. Bazen her iki tesis de aşağıda olduğu halde biri diğerinden daha küçüktür.

Teşhis

Doktor, skrotumu muayene ederek, testisin eksikliğini veya iyi gelişmemiş olduğunu anlayabilir. Durumu düzeltmek için gerekenleri yapmadan önce başka testler de gerekebilir.

Bir testisin eksikliği önemli değildir. Bebeklerde veya küçük çocuklarda sorun ya kendi kendine düzelir ya da tıbbi müdahale ile çözülür. Ancak 5 yaşından sonra bu durum kısırlığa yol açabilir. İnmemiş bir testis, kendisi de inse, ameliyatla da düzeltilmiş olsa, normal bir testise kıyasla kanser olmaya daha yatkındır.

İlaç Tedavisi

İnmemiş bir testisi skrotum içine indirebilmek için çoğunlukla hormon verilir.

Ameliyat

Hayatın başlangıcında inmemiş ve hormonlara da cevap vermeyen testisler, gelecekte kısırlık sorunuyla karşılaşmamak ve testis kanserine yatkınlığı azaltmak için ameliyat edilirler. Bunun için en uygun zaman 1-1.5 yaştır.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür edenler:
mr.aLi (29-01-2011)

Alt 04-11-2010, 02:52 PM   #8
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Kalp krizi
KALBİNİZİ TANIYIN
Kalp krizinin belirtileri, tedavisi ve alınması gereken önlemlerin bilinmesi, kalp krizi için en iyi bakımın elde edilmesini sağlar.

Kalbiniz arabanızın motoruna benzer. Bir kas pompası olan kalbiniz günde yaklaşık 100 000 kez genişler ve kasılır ('çarpar'); vücudunuzun çalışması için yaklaşık 1000 litre kanın dolaşmasını sağlar.

Kalbin çalışmasına müdahale eden her şeyin hemen fark edilmesi ve geriye dönüşü olmayan olası hasarları önlemek için tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde kalp hastalığı birinci sıradaki ölüm nedenidir ve en belirgin belirtisi kalp krizidir.

ABD'de her yıl yaklaşık 1.5 milyon kişi kalp krizi geçirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin üçte bir kadarı ilk 20 günde, %3-%12'si de bir yıl içinde yaşamlarını yitirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin yalnızca %30'u krizden sonra 10 yıl yaşayabilmektedir.

KALP KRİZİ

BELİRTİLER:
Başlıca belirti göğsünüzde hissedeceğiniz kuvvetli bir sıkışma duygusudur.Bazı kişiler bunu kalbin sanki yumularak sıkışma şeklinde tarif ederler.Ağrı anjina ağrısı gibidir.Ancak nitrogliserine az cevap verir veya hiç vermez.

Kalp krizi birkaç anjina krizini takiben ortaya çıkabilir veya hiçbir şey yokken aniden meydana gelebilirler.Bununla birlikte egzersiz veya stress ortadan kalksa bile ağrı kesilmez. Ayrıca ağrı değişmez veya gidip gelmeli bir tarzda olabilir.

Ağrı gerginlik şeklinde bir rahatsızlık olabileceği gibi bazen de bir filin göğüs bölgesini ezmesi gibi bir duyu şeklini alabilir.Bazen ağrı özel durumlara da uymaz,bunlar özellikle yaşlı kişilerde şeker hastalığı olan kişilerdir.Böyle kişilerde göğüste veya üst karın bölgesinde herhangi bir uzun süreli ağrı belirleyici işaret olarak ortaya çıkabilir.Bu durumda fazla tıbbi dikkat gerekir.Bu ağrının hazımsızlık ağrısı olarak nitelendirilmesi gerekir.

Bazı kişilerde kalp krizinin esas belirtisi nefes alıp vermede ani olarak başlayan güçlüktür. Bu göğüs ağrısıyla birlikte olabilir veya olmayabilir.Aşağı yukarı vakaların %10’unda kalp krizinin tek belirtisi ani bayılma nöbetleridir.
Şeker hastalığı olan yaşlı kişilerde ağrı veya diğer belirtiler olmaksızın alışılmışın dışında bir kalp krizi meydana gelebilir.Bu sessiz kalp krizleri kalp içinde elektrokardiyogram vasıtasıyla elektrik impulslarının geçirilmesi sonucunda elde edilecek verimlerle ortaya çıkabilir.

KALP KRİZİ SIRASINDA NE OLUR:
• Kalp krizi, kalbi besleyen koroner atardamarların kalp kasının beslenmesini ciddi ölçüde azaltacak ya da engelleyecek kadar daralmasına ya da tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının bir bölümünün hasara uğraması ya da ölmesiyle (miyokard enfarktüsü) ortaya çıkar.
• Kalbi besleyen koroner kan damarlarındaki tıkanma, damar çeperlerinde plak oluşmasına ('damar sertliği', ateroskleroz) ya da pıhtı oluşmasına (koroner tromboz) bağlı olabilir. Yineleyen kalp ağrısı ise kalbin oksijensiz kalmasıyla ilişkili olabilir (angina pektoris).

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
• İlk tedavi önlemleri oksijen, nitrogliserin, düşük doz aspirin ya da ağrı tedavisi olabilir. Kalpteki ritim bozukluklarını giderici antiaritmik ilaçlar ve kalp kasındaki hasarın ilerlemesini önlemek için beta-blokerler verilebilir.
• Hasta krizden sonraki ilk birkaç saat içinde hastaneye yatırılırsa pıhtıları eritmek için trombolitik ilaçlar verilebilir. Ayrıca anjiyo-plasti (daralan kalp damarlarının genişletilmesi) ya da koroner arter köprüleme (baypas) ameliyatı yapılabilir.

Kalp Krizleri Önlenebilir...
Her yıl ülkemizde onbinlerce insan kalp krizi geçirerek kaybediliyor. Bu ölümlerden pek çoğu hayatın en verimli çağında geliyor. Bilimsel çalışmalar belirli koşulların ve yaşam biçimlerinin kalp krizi tehlikesini arttırdığını, bu koşullar değiştirilirse kalp krizlerinin de azaltılıp önlenebileceğini ortaya koyuyor. Belirli sağlık önlemlerine dikkat edilir ve sağlık içinde yaşamanın gerekleri alışkanlık haline getirilirse aile içinde büyük, küçük herkesin bundan yararlanacağı tabiidir. Özellikle çocuklara erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme ve yaşama alışkanlıklarının kazandırılması onlara uzun ve sağlıklı bir ömür hazırlayacaktır.

1.SİGARA İÇMEYİNİZ
Sigara içmeyenlerde kalp krizine rastlanması olasılığı sigara içenlere oranla önemli ölçüde azdır. Sigara içmiş olupta bırakanlarda da kalp krizi ihtimali gittikçe azalarak zamanla hiç sigara içmemiş olanların durumuna yaklaşır. Sigarayı bırakarak çocuklarınız için de örnek olunuz. Siz sigara içmezseniz onların da sigaraya başlaması olasılığı azalır.

2.YÜKSEK TANSİYONUNUZ VARSA, TEDAVİ EDİLMELİSİNİZ
Yüksek tansiyon farkedilmez ve gereği gibi tedavi edilmezse kalp krizi, felç ve böbrek yetersizliği (üremi ) gibi öldürücü hastalıkların gelişmesi tehlikesi çok yüksektir. Yüksek tansiyonu normale düşürmek ve normal düzeyde devamını sağlamak mümkündür. Bunun için yemekler ve içeceklerle alınan sodyum miktarını azaltmak gerekir.En çok sodyum içeren madde sofra tuzudur. Yüksek tansiyonu olan bir kimse ilaçla tedavi görüyor olsa bile aldığı tuz miktarını azaltmalı, mutat olarak aldığı miktarın en çok üçte birine indirmelidir. Sodyum içeren sodalardan ve karbonat kullanımından vazgeçmelidir. Kilo fazlası varsa kendisi için normal olan ağırlığa düşmeli ve streslerden olabildiğince kaçınmalıdır. Bir çok kimsede sadece bu önlemlerle tansiyon önemli ölçüde düşürülebilir. Fakat pek çok hastada ayrıca ilaç tedevisi gerekir. Bu durumda hekimin vereceği ilacı yine hekim kesmedikçe veya değiştirmedikçe aksatmadan kullanılmalı ve ayrıca yukarıdaki önlemlere uyulmalıdır. Yüksek tansiyonu olan bir kimsenin eğer içiyorsa sigarayı bırakması herkesten daha fazla önem taşır.

3.YEMEKLERDE ALINAN KATI YAĞLAR VE KOLESTROL MİKTARI AZALTILMALIDIR
Damar sertliği ve buna bağlı hastalıkların gelişmesinde, yemeklerle alınan katı yağların ve yağsı bir madde olan kolesterolün rolü çok büyüktür. Katı yağlar deyince oda sıcaklığında sıvı halde bulunmayan anlaşılmalıdır. Bunlara tıp dilinde doymuş yağlar da denilmektedir. Tereyağy katı yağlara iyi bir örnektir.
Kırmızı et denilen koyun, kuzu, ve sığır etleri katı yağlar içerir. Tavuk etinin derisi ve beyaz olmayan bölümleri de katı yağdan zengindir. Sütte ve sütten yapılan yiyeceklerde değişen miktarda katı yağ bulunur. Bazı yiyecekler de çok miktarda kolesterol içerirler:

Yumurta sarısı, beyin, böbrekler, karaciğer gibi. Bu yiyecekler kandaki kolesterol miktarlarının artmasına yol açar. Yüksek kolesterol ise damar sertliği ve kalp krizi riskini arttıran önemli etkenlerden biridir.

Öte yandan “doymamış yağ “ denilen ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunan ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, haşhaş yağı gibi yağlar kandaki kolesterol miktarlarını azaltırlar. Zeytinyağı da bir doymamış yağ türüdür.

Katı yağlar yerine doymamış (sıvı) yağların kullanılması ve kolesterol içerdiği bilinen yiyeceklerden kaçınılması kan kolesterolünü belirli ölçüde düşürmeye devam eder. Bunun için şunlar tavsiye edilebilir:

Tavuk etinin beyazına ve doymamış yağlar içerdiği bilinen balık etine yemeklerinizde daha çok yer veriniz. Kuzu ve koyun eti yerine yağsız dana etini tercih ediniz.

Yemeklerinizi pişirirken, sıcak olarak yenilenler de dahil, sıvı yağları kullanınız. Günlük yağ kullanımınızın yarısı zeytinyağı, yarısı da ayçiçeği veya mısyıözü yağı gibi çok doymamış yağlardan oluşmalıdır. Margarin türü yağlarda oda sıcaklığında katıdırlar ve tereyağı gibidirler.

Yağı alınmış sütü ve böyle sütten yapılmış süt ürünlerini tercih ediniz. En az yağ içeren peynir, çökelek ve sert, yağsız beyaz peynirdir. Kaşar peyniri ve krem peynirler bol miktarda katı yağ ve kolesterol içerirler. Kaymak ise içinde katı yağ ve kolesterolün en fazla bulunduğu besin maddelerinden biridir, çikolatada bol miktarda kolesterol vardır. Bunlardan kaçınılmalıdır.

Bir besin maddesinde kolesterol bulunmaması önemlidir. Fakat katı yağ içeren bir besin, kolesterol içermezse bile kalp hastalığı riskini arttırıcı etkiye sahiptir.

Hekiminiz başka türlüsünü önermiyorsa bir hafta içinde sadece iki veya üç yumurta sarısı ile yetininiz. Öte yandan istatistikler şişmanlığın yaşam süresini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Kilo fazlanız varsa normal vücut ağırlığına erişmek için hekiminizin yardımını isteyiniz. Çocuklarınız olması gereken kilonun üstünde ise onların da normal vücut ağırlığı içinde büyümelerini sağlamaya çalışınız. Şişman çocukların ileride şişman erişkinler olacağını ve sağlıklı bir diyetin çocuklukta kazanılan alışkanlıklarla daha kolay elde edilebildiğini unutmayınız.

Diyet düzenlemelerinin katlanılması zor katı yasaklar yerine daha ölçülü geliştirilen ve daha devamlı olarak uyulabilen biçimde olması için hekiminizin yardımını isteyiniz. Kalp krizi geçirmiş olan veya kalp krizi için yüksek risk altında bulunan kimselerde yukarıda belirtilenden daha sıkı bir diyet uygulamak gerekebilir.

4.ŞEKER HASTALIĞINA DİKKAT
Diyabet de denilen şeker hastalığı, daha çok kilo fazlası bulunan orta yaşlılarda görülür. Hafif olduğu durumlarda bir kimsede yıllarca farkına varılmadan, şikayete yol açmadan bulunabilir. Bu durumda bile şeker hastalığı, kalp hastalığı ve diğer damar bozuklukları tehlikesini önemli ölçüde arttırır. Belirli aralarla yapılacak genel sağlık kontrolleri diyabetin erken dönemde teşhisini, gerektiği gibi tedavisini ve hastanın normal, aktif bir yaşam sürmesini sağlayabilir.
Hekimin belirleyeceği ve normal vücut ağırlığını amaçlayan diyet, sigaradan kaçınmak, varsa yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi risk etkenlerinin kontrol ve tedavisi, gelebilecek kalp ve damar bozukluklarını büyük ölçüde önleyebilir.

5.DÜZENLİ EGZERSİZ
Bilimsel gözlemler, sakin ve hareketsiz bir günlük yaşam sürdürenlerde kalp krizlerinin yürüme, koşma, bisiklete binme ve yüzme gibi beden faaliyetlerini düzenli bir şekilde yapanlara oranla daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Yaşınıza ve sağlık durumunuza göre sizin için en uygun egzersiz biçiminin nasıl olacağını hekiminiz size söyleyecektir. Kendinize uygun bir egzersizi düzenli olarak uygulamakla, başka birçok yararları yanında kalp sağlığınızı da koruyacağınızı hatırdan çıkarmayınız.

6.DOĞUM KONTROL HAPLARI
Doğum kontrol haplarını kullanan kadınlarda kalp krizi olasılığının bir ölçüde arttığı bilinmektedir. Doğum kontrol hapları, özellikle kilo fazlası veya böbrek hastalığı bulunan veya gebeliği sırasında tansiyonu yükselmiş ya da ailesinde yüksek tansiyon olan kadınlarda tansiyonu yükseltebilir. Doğum kontrol hapları ile aynı zamanda sigara kullanmak özellikle tehlikelidir. Doğum kontrol haplarının 35 yaşından sonra kullanılmaması daha uygundur. Bu hapları hekiminizin tavsiyesi olmadan kullanmayınız.

7.DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLLERİ YAPTIRINIZ
Yakın akrabalarınız içinde genç veya orta yaşlılıkta kalp hastalığından kaybedilmiş olanlar varsa bu, ailevi bir eğilimin olabileceği anlamına gelebilir; fakat sizin de kalp hastalığına yakalnmanızın kaçınılmaz olduğu demek değildir. Bu durum, yaşam biçiminiz için belirleyici olabilir. Belirli aralarla yaptıracağınız sağlık kontrolleri ile hekiminiz kalp hastalığı riskini azaltacak önlemleri size bildirebilir ve sağlayabilir.

KALBİNİZİN FAZLA YORULMASINI ÖNLEMEK İÇİN UYMANIZ GEREKENLER...
Günde üç öğün ve eşit miktarlarda yemek yemelisiniz.Bir öğün de fazla yemeyin, yavaş yiyin, acele etmeyin.

Sizi üzen, sinirlendiren, kızdıran durumlardan, kimselerden ve konulardan kaçınmaya çalışın. Kızgınlık, sinirlenme ve korku kalbinizin fazla çalışmasına yol açar.

Çok soğuk veya sıcak iklimde bulunmaktan kaçının.Yazın dışarıdaki faaliyetleriniz için günün serin zamanını seçin. Sıcak, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Çok soğuk veya rüzgarlı bir günde dışarı çıkarsanız ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın ve soguk havayı içinize çekmeyin.

Faaliyetlerinizi kalbinizin dinlenmesine zaman ayıracak şekilde düzenleyin.
Örneğin: Günün veya haftanın işini planlayın. Ağır işleri gün içinde dağıtın ve araya hafif işler koyun.

Faaliyetleriniz arasına zaman koyun. Bütün işlerinizi sabah yapmaya çalışmayın. Bir kısmını öğleden sonra ve akşam yapın, arada dinlenin.

Yorulursanız, her ne yapıyor olursanız olun, 15-20 dakika kadar dinlenin. Örneğin bahçe işlerinin tümünü birden yapmak için kendinizi zorlamayın.

Acele etmemeye çalışın. Günlük işlerinizi planlayın, böylece acele etmeden ve sinirlenmeden bütün işlerinizi tamamlayın. Bir işi kısa sürede tamamlamanız gerektiğini düşünmeyin.

Sabah ve öğleden sonra olmak üzere en az 2 kere 20-30 dakika istirahat edin. Bunun için yatmanız gerekmez, yalnız dinlenin.

Her gece alışık olduğunuz kadar uyuyun. En az 6-8 saat uyumaya çalışın. Bir gece geç saatlere kadar oturup, ertesi gece bunu telafi etmeye çalışmayın. Geç yatacağınız gece gündüz bir süre uyumaya çalışın.

Çalışırken kollarınız omuz düzeyinin üstünde olursa, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Pencere silmek, çamaşır asmak gibi işlerden kaçının.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür edenler:
mr.aLi (29-01-2011)

Alt 04-11-2010, 02:53 PM   #9
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Orşit
Orşit, testislerin iltihaplanmasıdır. Orşitin en çok görülen sebebi muhtemelen kabakulaktır. Ancak, prostat veya epididim enfeksiyonlarına da bağlı olabilir. Orşit pek sık görülmeyen birçok hastalığın yan etkileri arasında olabilir.

Belirtiler

- Skrotumda ağrı;

- Genellikle skrotumun sadece tek tarafında şişlik;

- Skrotumda bir ağırlık hissi.

Teşhis

Doktor skrotumdaki şişliği dikkatle inceleyecektir, çünkü orşitin semptomları, epididimit ve testisleri etkileyen başka şartlarda ortaya çıkan belirtilenle karıştırabilir. Doktor idrar testi ve başka testler de yaparak orşite bağlı olabilecek diğer enfeksiyonları araştırır.

Orşit testislerin birine veya her ikisine zarar vererek kısırlığa ve organların küçülmesine neden olabilir.

İlaç Tedavisi

Bakteri enfeksiyonları ile birlikte ortaya çıkan orşit, genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Ancak kabakulak gibi viral (virüslerin neden olduğu) enfeksiyonlarla birlikte olduğu zaman, istirahat etmek ve ağrı kesici ilaçlar almak gibi geleneksel yollar izlenir

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür edenler:
mr.aLi (29-01-2011)

Alt 04-11-2010, 02:54 PM   #10
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Parafimoz
Parafimoz; sünnetsiz bir penisteki sünnet derisinin, geriye çekilmiş şekilde kalıp, penis başını örtecek şekle dönememesidir. Bu oluşumda derhal bir üroloğa veya bir hastanenin acil durum kliniğine başvurmak şarttır. Tam veya yarım sünnet şeklinde bir tıbbi müdahale ile sünnet derisinin gevşetilmesi gerekebilir.
Belirtiler

- Sünnetsiz penis ucunda ağrılı şişme;

- Geri çekilmiş sünnet derisinin penis başını örtecek şekilde eski haline çekilememesi;

- Sünnetsiz penis ucunun çok fazla şişmesi (acil).

Hemen müdahale edilirse, peniste kalıcı bir zararın ortaya çıkması önlenebilir.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür edenler:
mr.aLi (29-01-2011)

Alt 04-11-2010, 03:20 PM   #11
Hyperion
Rally Art
 
Hyperion - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Bulunduğu yer: Van/Çaldıran
Mesajlar: 7,383
Teşekkürleri: 12,124
3,959 mesajına 6,251 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Eline Sağlık Kuzay

Hyperion isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Hyperion kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
kuzay (04-11-2010), mr.aLi (29-01-2011)

Alt 04-11-2010, 03:21 PM   #12
ecstasy
Super Moderator
 
ecstasy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Bulunduğu yer: Bursa
Yaş: 37
Mesajlar: 4,941
Teşekkürleri: 8,068
3,058 mesajına 8,823 kere teşekkür edildi.
ecstasy - MSN üzeri Mesaj gönder
Zuupla
Eline sağlık usta... Konu sabittedir.. Diyecektim ki konu taşınmış )

ecstasy isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için ecstasy kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
kuzay (04-11-2010), mr.aLi (29-01-2011)

Alt 04-11-2010, 03:27 PM   #13
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Penil Protez
Sertleşme sorunlarında genellikle tedavide ameliyat dışındaki metodlara öncelik verilse dahi, halen cerrahi girişimin gerekli olduğu hasta grubu var. Bu hastalar için diğer tedavi seçenekleri başarısız sonuçlar verdiğinde veya bu tedavileri reddettiklerinde geriye tek seçenek olarak protez kalıyor.

Özellikle diyabet (şeker) hastalığının damar ve sinir uçlarında yaptığı geriye dönüşümsüz olumsuzluklar nedeniyle veya uzun süreli hipertansiyonun damarlarda bozulmalara yol açması, ilaç veya enjeksiyon tedavilerinin de yetersiz olmasına neden olabilir. Bazı nörolojik hastalıkların veya radikal ameliyatlar sonucunda sinir yaralanmaları ve tahribatı nedeniyle penise yeterli uyaranlar gidemeyebilir. Organik kökenli sertleşme sorunuyla sonuçlanan bu ve benzeri hastalığı olanlarda, radikal tedavi seçeneği penil protezlerdir. Bu tedavi ile hastalar gençlik dönemindekine benzer kalitede sertleşmelere sahip olacaklar ve cinsel ilişkilerini kolaylıkla sağlayacaklardır. Kalıcı olması nedeniyle istenen her zaman, cinsel ilişkiyi, sertleşme olup olmayacağı kaygısından uzak, başarıyla gerçekleştirebileceklerdir.


Penil protezler iyi hasta seçimi yapıldığında ve hastanın partneri ile uyumunu düzenler ve yaşamı son derece kaliteli bir noktaya getirir.


Hasta seçimini çeşitli faktörler belirler


En önemlisi hastanın gerçekçi beklentilere sahip olması, cerrahinin olası sonuç ve potansiyel komplikasyonlarını kavramasıdır. Hastalar özellikle protezin libidolarını (seksüel isteklerini) etkilemeyeceğinin, bunun yalnızca cinsel birleşmeyi sağlayacak mekanik bir araç olduğunun bilincinde olmalıdırlar.


Ayrıca penis uzunluğunda bir kısalma var gibi görüntü olabileceğinin, duyumsamalarının değişebileceğinin ve bazı erkeklerde ameliyatı takiben bir kaç hafta zor veya gecikmeli boşalma olabileceğinin bilinmesi de gerekir.


Önemli bir başka husus hastanın partnerinin de işlemin önemini anlaması ve sonuçları hakkında gerçekçi beklentilere sahip olmasıdır.


PROTEZ SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER


1. Hasta: Tercih, el becerisi, beklenti


2. Penis: Büyüklük, fibroz, peyronie hastalığı


3. Maliyet


NASIL BİR TEDAVİ?


Cerrahi müdahaleyle penisteki kavernöz cisimler içine, sertleşmeyi temin eden bir çift protez yerleştirme şeklinde bir tedavidir. Protez sertlik olmamasına bağlı cinsel ilişkide bulunamama sorununu tamamen çözecektir. Bunun dışında ejakulasyon (boşalma), orgazm veya cinsel arzu (libido) durumuna olumlu veya olumsuz hiçbir etkisi olmayacaktır. Cinsel ilişki sırasında eş ile hiçbir zorluk veya sıkıntı yaratmaz, hatta partner protez olduğunu bilmiyorsa farkına dahi varmaz.


ÇEŞİTLERİ NEDİR?


Çeşitleri mevcuttur.Ancak temel olarak iki tiptir. Eğilip bükülebilir ve şişirebilir protezler. Çok parçalı şişirebilir protezler fizyolojik duruma daha uygun, ancak mekanik arıza yapma şansı yüksek, eğilip bükülebilir protezler ise devamlı sert olması nedeni ile fizyolojik duruma uygun olmayan ancak mekanik arıza şansı bulunmayan protezlerdir. Penil protez tipinin seçiminde hasta ve eşiyle avantaj-dezavantajları çok ayrıntılı olarak tartışıldıktan sonra birlikte karar verilmelidir.


PROTEZ KİMLERE TAKILMAZ?


İdrar yolu enfeksiyonu olan hastalara bu uygulama yapılmaz. Ereksiyon oluşturacak nörolojik sebepler ortadan kaldırılmadan ameliyatı gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Ayrıca alerjik bünyesi olanlara da bu ameliyatı yapamıyoruz. Çünkü alerjisi olan kişi vücuda başka bir madde kabul edemeyeceği için protezin takılması sakıncalı olur. Yaşı çok ileri olanlara, 70�li yaşların ilerisinde olanlara bu protezi takmayı tercih etmiyoruz. Ayrıca kişinin bu ameliyatı olmadan önce eşinin onayını almış olmasına özen gösteriyoruz. Eğer eşinin onayını almazsa ameliyatı kabul etmiyoruz. Diyabetikse, kardiyolojik sorunu varsa kardiyoloğunun onayını almadan ameliyatı yapmıyoruz.


PROTEZ AMELİYATI NE KADAR SÜRÜYOR?


Hasta ameliyata girdiği gün bile hastaneden çıkabilir. Ama yaşı ve diğer vücut fonksiyonları uygun değilse bir gün yatırılır. Örneğin hasta diyabetikse bir gün hastanede kontrol altında tutmak istenir. Ameliyat gününden bir gece önce akşam hastaneye yatan kişi sabah ameliyat edilir. Ameliyathanede ilk hasta olmasına özen gösterilir.Çok hassas bir ameliyat olduğu için mikrop kapmaması açısından böyle bir uygulamaya gerek duyulur. Ameliyat bir saat civarında sürer ve genel anestezi yapılır. Bazen narkoz alamayacak durumda olan hastalara lokal anestezi de yapılabilir.


RİSKLERİ VAR MIDIR?


Çok seyrek görülmekle birlikte protez tedavisi tamamen risksiz değildir. Geçici idrar tutulması, enfeksiyon, vücudun protezi reddetmesi ve anestezi komplikasyonları, bazı tiplerde protezin mekanik arızaları ameliyatı takiben görülebilir. Bu sayılan komplikasyonlar çok seyrek görülen sorunlardır.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012)

Alt 04-11-2010, 03:28 PM   #14
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Penis Eğriliği

İnsan vücudundaki eş organların (eller, gözler, testisler gibi )hiç biri birbirinin aynısı değildir, arada mutlaka bazı farklar vardır.

Tüm insanlarında yapıları ve organları hem dış görünüş olarak hem de işlevleri sırasında farklılıklar gösterirler.Bu farklılık bazen çok çok az ,bazen ise çok fazla olabilir.

Penis bildiğimiz gibi bir erkek cinsel organı olup spermleri (meni - ersuyu ) kadın vajeninin derinlerine bırakma görevi vardır ve bu görev sırasındada kişiye haz (zevk ) vermektedir.

Penislerde hem boy olarak hem de şekil olarak bir birinden farklı olmaktadır.

Hiç bir penis şekil olarak cetvelle çizilmiş gibi doğru değildir veya düzgün sınırlara sahip değildir.Bu farklar kişiden kişiye göre değişmekte,kiminde çok az bir sağa veya sola eğrilik olurken bazılarında bu daha fazladır.Bazı penislerde ise hem sağa -sola eğrilikle beraber aşağıya da doğru eğrilik olabilir.

Bunun sınırı nedir ? Ne kadar eğrilik normaldir,ne kadarı bir anormallik veya sakatlık olarak görülmelidir?

Bunun kesin sınırı şudur; eğer bu eğrilik sizin cinsel ilişki kurmanızı engelliyor,ilişki sırasında size veya partnerinize acı veriyorsa bu düzeltilmesi gereken bir sorundur.

*Bir de eğer kişi ciddi anlamda penisinin eğriliğinden estetik açıdan, yani görüntüsünden rahatsız oluyor ve bu yüzden soyunmaktan kaçınıyor veya ilişkiye giremiyorsa bu da düzeltilmesi gereken bir sorun sayılır.

Penis eğriliği düzeltilirmi; evet,herşey yapılabildiği gibi (bu gün yeniden el, parmak veya penisin yapılabildiği bir bilgi ve teknolojiye sahibiz) penis eğriliğide düzeltilebilmektedir.

Eğer sizde de penis eğriliği gibi bir şüphe veya sıkıntı varsa çekinmeden ve mutlaka muayeneye gidiniz.Bu şüphe , sıkıntı, veya utanma duygusu ile geçirdiğiniz her süre sizi üzecek ve cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Hekiminiz sizi aydınlatacak ,eğer gerekli ise cerrahi bir müdahele önerecek ve yapacak veya eğer bir sorun yoksa sizin rahatlamanızı ,kendinize güveninizin gelmesini sağlayacaktır.

Bizim kliniğimize bu şikayetle gelen kişilerin çoğunluğu yaptığımız muayene ve açıklamalar sonunda hiç bir sorunları kalmadan huzur ve güven içinde rahatlamış olarak dönüyorlar. Şimdiye kadar çok az kişide cerrahi müdahale -ameliyat gerektirecek sorun görüldü, bunlarda gerektiği biçimde düzeltilip kişilerin normal cinsel hayatlarına dönmeleri sağlandı.Sadece estetik açıdan kaygı duyan hastalarımız oldu,bunların çoğunluğu yaptığımız muayene ve görüşme sonucunda bu kaygı ve komplekslerini kaybedip normal şekilde yaşamlarına devam ettiler,ancak bir kaçı psikolojik açıdan rahatlamak için gerekli operasyonla bu eğrilik düzeltildikten sonra sonra bu sıkıntıyı duymaz oldular.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012)

Alt 04-11-2010, 03:29 PM   #15
kuzay
Pesimist
 
kuzay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Bulunduğu yer: Kalamazsın Bu Hayatta Bakire ,En Azından Hayat Koyar Bi Kere . .
Mesajlar: 28,073
Teşekkürleri: 37,380
17,729 mesajına 85,980 kere teşekkür edildi.
Zuupla
Penis kanseri
Penis kanseri çok enderdir. Genellikle sünnet olmamış ve sünnet derisinin altındaki bölgeyi temiz tutmayan erkeklerde görülür. Ilk safhalarda, genellikle penis ucuna yakın ağrısız küçük oluşumlar ortaya çıkar. Ameliyatla çıkarılıp incelenmeden, bunları alelade zararsız penis siğillerinden ayırmak olanaksızdır. Hapis oluşum geliştikçe ağrı ve kanama olabilir.

Belirtiler

- Penisin genellikle ucunda, sivilce gibi ağrısız bir yara;

- Peniste başka tip ağrısız sivilce veya siğiller.

Teşhis

Penisteki herhangi bir oluşum üroloğa görünmek için yeterli bir nedendir. Doktor muayenede kitlenin çıkarılarak incelenmesi sonucunda kitlenin habis olup olmadığına karar verir. Habis olduğu ortaya çıkarsa, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak üzere birtakım başka testler yapılarak yayılmayı kontrol altına alabilmek için gerekli en iyi tedaviye karar verilir.

Bütün diğer kanserler gibi penis kanseri de hayatı tehdit edebilir. Ne kadar erken teşhis ve tedavi olursa, iyileşme şansı o kadar yüksektir.

Tedavi - Ameliyat

Habis oluşumla birlikte, penisin küçük bir kısmının da çıkarılması gerekebilir. Penisin büyük bir bölümü çıkarılsa da, cinsel aktivite ve idrar yapmak için yetecek kadarı bırakılabilir.

Diğer Tedaviler

Hastalığın vücudun diğer taraflarına da dağılmasını engellemek veya dağılmayı kontrol altında tutmak için, radyoterapi veya kemoterapi kullanılabilir.

kuzay isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  

 

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Mesajı Spurl ile Paylas!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için kuzay kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mr.aLi (29-01-2011), serifogli (02-01-2012)

Cevapla

Etiketler
erkek, hastaliklarini, taniyalim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:41 PM.

Forum Yasal Uyarı HH
Kullanılan Portal Sürümü : HH Portal
Script Sürümü : vBulletin Version 3.8.4 PL1
Seo Yazılımı : vBSEO ©2009, Crawlability, Inc
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz Internet Explorer 6+, Firefox 2.0.0.14+, Opera 9.52+, Safari 3.1.2+, Chrome 0.2.153.1+ ve 1024x768+ Ekran Çözünürlüğünde Test Edilmiştir.
Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, bora@tabakoglu.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

HHPortal İçerik ve Yer Sağlayıcı İletişim Bilgileri İçin Tıklayınız.

Valid CSS!